Konuğumuz Özel GÜLTEKİN'den "NE YAMAN YEMEN - 3"


1900 yılında gittiği Yemenden 1918 yılında döndüğünde sağ bacağının topuğunu Yemende bir kale savunmasında kaybettiğinden askere gittiğinden tam 18 yıl sonra bir uzvu eksik olarak da dönebilen ender şanslı bir askermiş. Diğer arkadaşları bu zorlu dönüş yolunda pes etmişler veya Arap-İngiliz oyunlarıyla öldürülmüşlerdir. Dönüş yolu uzun ve tehlikeli olduğundan az sayıda hayata tutunabilen bazı vatan evlatları evlerine Anadolu’dan geldikleri yerlere dönmekten vazgeçmişler. Acılar, yokluklar, ihanetlerin hepsi Yemen de vardı.

Yemen; acılı, elemli ve yaslı bir savaşın, bir anlamsız yaşanmış tarihin öyküsüdür.
Çemen; Yemen’de yetişen bir bitkidir.
Anadolu insanının ne işleri vardı yemen çöllerinde? Oraya gönderildiklerinde bazıları nişanlıydılar, yeni evliydiler. Bıyığı yeni çıkmaya başlayanlar bile vardı aralarında.
Geride sevdiklerini, geleceklerini, genç eşlerini, kundakta yavrularını kısaca her şeylerini bırakarak gönderilmişlerdi.

Aradan uzun yıllar geçmiş hala unutulamayan, pek çok hatıraları olan içimize işlemiş öyle bir yer vardır ki, o da memleketimizden binlerce uzaktaki, yine binlerce Anadolu Türk’ünün oranın çöllerinde ve topraklarında şehit olarak yattığı, uzak ülkelerden biri olan Yemen çölleridir. Binlerce Anadolu evladını, genç yaşında şehit olarak almış olan bu Yemen çölleri, bu gün bile hala hiç unutulmamıştır ve anlatılmaktadır.
 Askerlerimiz Yemen’e gitmiş ve bir daha çoğu geri dönmemiştir. Bölgeden Yemen’e çok sayıda genç “ölürsek şehit kalırsak, gazi oluruz” diyerek askere gitmiştir. Yemen’in öldürücü sıcağı ve düşmanı ezici çoğunluğu nedeni ile gidenlerin hemen hepsi geri dönmemiş şehit düşmüştür.

1839 yılında Aden'i ele geçiren İngiltere Yemen halkını Osmanlı yönetimine karşı kışkırtmaya başladı. 1871'deki Yemen isyanını bastırmak için İstanbul hükümeti bir ordu gönderdi. Harekât 1873 yılına kadar sürdü. İsyan bastırıldı. Çok şehit verildi. Sular Yemende hiç durulmadı.

O günlerde, değeri yeni, yeni anlaşılan petrolün değeri ile daha sonra da Yemen kıyılarından geçen Hindistan deniz yollarının değeri ile İngiliz ve Fransızlar tarafından iyicene anlaşılıncaya kadar. Buraların değerini ve önemini iyi kavrayan, İngilizler ve onun müttefiki olan Fransızlar önemli bir maden oluğu anlaşılan Arabistan yarım adası topraklarını, İngilizler ve müttefikleri Osmanlıların elinden alabilmek için, çeşitli dalavereler entrikalar çevirmişlerdir. Arapların içlerine casuslar yerleştirerek, nifak sokarak onların şeyhlerini, imamlarını, aşiret reislerini kışkırtarak, Osmanlı’nın oralardaki görevli olan vizyonsuz idarecilerini yıllarca uğraşmışlardır. Bölgede yaşayan Arap aşiretleri çuvallarla altınlar saçmışlar, çeşitli vaatlerle onları kandırıp yemendeki askerlerimize saldırmışlardır. Yemen halkı o zamanki basiretsiz, Osmanlı idarecilerine karşı isyana teşvik etmişlerdir. Osmanlının ellerinde tuttuğu toprakları,  daha sonrada İngiliz ve çıkarcı devleteler onlardan alıp oralarda kendi hâkimiyetlerini kurmuşlardır ya da bu topraklarda Araplara özgürlük tanıyarak sözde özgürlükçü dost ülke olmuşlardır.
 
Yemen'in dağlık kesiminde yaşayan Zeydiler, Osmanlı Devleti'ne düşmandılar. Kendi imamlarının yönetiminde yaşamak istediklerini öne sürerek 1889 yılında isyan ettiler. Hicaz valisi Müşir Ahmet Feyzi Paşa tarafından bastırılan isyan neticesinde Feyzi Paşa Yemen'e hâkim oldu. Bir süre temin edilen asayiş, 1895'te Zeydiler tarafından çıkartılan ikinci bir isyan ile tekrar bozuldu. Hüseyin Hilmi Paşa'nın komutasındaki Osmanlı ordusu iki yıl süren şiddetli mücadele sonunda isyanı bastırabildi. Yemen'de otoritesi zayıflayan Osmanlı, zaman içinde burayı terk etmek zorunda kaldı.

Bu Yemen ve kutsal topraklarımızın bulunduğu Arabistan diyarlarını elinde tutmaya çalışan, Osmanlılar, kendi kontrolü altında tutabilmek için asırlarca devamlı mücadele etmişler, oralardaki şehirlere kaleler yaptırmışlar, tren yolları döşetmişler, fakat hiç bir zaman bu mukaddes toprakları düşman eline çok uzun süre, 1918 yılına kadar teslim etmemiştir.

Gazi dedemin anlattığına göre; o tarihte Osmanlı Yemen çöllerinde zorlu bir savaşa tutulmuştur. Divanlar kurulmuş, savaş ve şartları haftalar boyu tartışılır olmuş.. Sonunda çözümün Yemen ellerine Anadolu’da ki vilayetlerden birinde oluşturulacak bir alayla gidilmesinin mümkün olduğuna karar verilir. Düşünülür ki; bir tek vilayetten birlik oluşunca bunlar hep akraba ve hısım olacakları için birbirlerine bağlılığı ve dayanışmaları ile savaş alanından kaçmaları söz konusu olmaz. Haberler salınır. Osmanlının dört bir yanından uzun beklemelere karşın istekli çıkmaz bu oluşuma. Aslında istek olmasına olur da Osmanlının istediği gibi olmaz. Değişik vilayetlerden çıkan bu gönüllü sayısı da yeterli olmaz. Bu sırada doğu Anadolu bölgesinden; Malatya’dan, Muş’tan Bulanık, Malazgirt ve Varto’dan bir halk  ses yükselir Osmanlıya; “hepimiz varız, gönüllüyüz yemen çöllerine gitmeye”

Osmanlıya, İstanbul’a  haber iletilir. Yetkililer bakar sayı yeterli, karar verilir ve Yemen çöllerine bölgeden oluşturulan bir redif alayı gönderilir. İşte bu Yaman yemen kanlı topraklar; gidip de gelemeyen o isimsiz kahramanların Anadolu’da kalan yakınlarının, sevgilisinin sesi, özlemi, elemi ve de acısıdır. Türkün unutmaması gereken bir acı destanıdır.

Bu durum ta ki, zayıf düşen Osmanlı ordusunun İngiliz ve onların müttefiklerine yenildiği ve topraklarımızın yabancı işgalciler tarafından parçalandığı 1918 yılına kadar sürmüştür. 


Bu savaşlardan, sadece Yemendeki savaşlarda ve buralara giden yollardaki zayiatlar da, en az üç orduyu kuracak kadar Anadolu genci oralarda şehit olmuşlardır. Bunların çoğu savaşlarda şehit olurken, bu askerlerin büyük bir kısmı da oralardaki savaşların olduğu cepheye bile daha giderken, gittikleri cepheye bile ulaşamadan, cephelere giden yollarda, çöllerde, susuzluktan, hastalıklardan ölmüşlerdir. Bunların en önemlisi de, İngilizlerin askerleri ve onların Arapların içindeki casusları tarafından kışkırtılmış olan Arapların, yol boylarındaki vahalarda bulunan zehirlenmiş su kuyularından içilen sulardan hastalanıp ölmüşlerdir. Buralardaki cephelerde o yıllarda savaşmaya gidenlerin, yüzde doksanı evine geri dönememiş, oralarda şehit olup kalmışlardır. Yemen’den geri dönmeyi başaranlar da, ya sakat kalmışlardır ya da çokları aklı dengesini kaybetmişlerdir.

Yemen savaşlarında Anadolu'dan gönderilen vatan evlatları çok kayıplar verdiler. Yemenlilere Türk askerinin koynunda Osmanlı parası aratan İngilizler, para çıkmayan şehit düşmüş Türk evlatlarının karnını yardırıp sarı lira arattılar. Yemen, Anadolu insanı tarafından gidip geri dönülmeyen, adeta bir cehennem olarak nitelendirilmeye başlandı. Anadolu yiğidi buralarda Arap’ın ihaneti, açlık, eksik silah ve donanımsızlıklarla eridi gitti. Birçok gelin, kız, sevdiğini, ana-baba fidan gibi evlatlarını bu hain topraklarda yitirdi. Küçük körpe yavrular babasız kaldı. Yemen; Anadolu insanının yüreğinde yeralan acı  bir yaradır.
,
İngiliz ve hain Arap oyunlarıyla askerlerimiz arkalarından vurulmuş, kör ve sağır bırakılmış, koç yiğitlerimiz telef edilmiştir. Türk kanı Yemende boşuna akıtılmıştır. Bu yüzden ah alan bu bölge günümüzde bile lanetli olduğundan bir türlü istikrara kavuşamamaktadır. 
Bütün bunlar niçindi? Yazık günah değil miydi evlatlarımıza, Yemen ,yüreklerimizde biz Türkler için, acı feryat olarak kalmaya devam ediyor. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.

Özel GÜLTEKİN

Havada bulut yok, bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok, bu ne şivandır
Şu Yemen elleri ne de yamandır,
Anom yemendir, gülü çemendir,   
Giden gelmiyor acep nedendir.
 
* * *
Kışlanın önünde bir sürü kazlar,
Ayağım yalnayak yüreğim sızlar,
Yemen’e gidene ağlıyor kızlar,
Burası Muş’tur, havası hoştur,
Giden gelmiyor acep ne iştir.
 
* * * 
Kışlanın önünde redif sesi var,
Açın bakın çantasında nesi var,
Bir çift kundurayla bir de fesi var,
Burası Huş’tur, havası hoştur.
Giden gelmiyor acep ne iştir..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sabiha Gökcen Gültekin 2 yıl önce

Teşekür ederiz İsmet bey emeklerinize sağlık dikkatle takip ediyor okuyoruz..sevgi selamlar

banner19