Konuğumuz Özel GÜLTEKİN'den "NE YAMAN YEMEN - 2"


Sılada, kendilerini bekleyenleri de Yemen'de mücadele veren yiğit vatan evlatları, hiç unutmamışlar. Tüm ülke yangın yeri, yedi düvel savaş açmış Osmanlıya. İngilizler başta olmak üzere bölgedeki herkes tuzağın bir parçası;

"Yiğitler dönmemişler, dönememişler" diyordu annem..
"Sırf eksik uzuvlarıyla bekleyenlerini şaşırtmamak, üzmemek için, geldiklerinde, aradan geçen zamanın uzun olması nedeniyle onları ya başka bir şekilde görmemek, yâda olası olumsuz ihtimalleri de düşlenerek az sayıda da olsa hayatta kalabilen yiğitlerin bazıları dönmediler, orada kaldılar.."
diye devam ediyordu ağlayarak..

Malatya‘nın Zaviye semtine dönen1918 yılının ağustosunda iki gazi asker vardı.
Tam 18 yıl sonra yüzlerce gidenden. Birisi Annemin babası yani Gazi Mehmet dedem, diğeri de Gazi Ahmet çavuştu. Onlar sılaya dönmek için çok mücadele vermişlerdi. Felek onlara yanılmış, yardım etmişti.
Ya diğerleri…
Onların döndüğünü öğrenen, yıllardır yakınlarının da dönmesini bekleyen tüm Malatyalılar, uzak diyar Yemen de kalan evlatlarının kokusunu duyabilmek için sıraya girmişler bu iki yiğit askere sarılmışlar ki hasretleri biraz olsun geçsin diye. Günlerce acısı olanlar, özleyenler nişanlılar anneler acısı ve bekleyeni olan her yaştan insan başka yerlerden de gelerek bu özlem dolu, yürek yakan dokunuşa devam etmişler.
Annem bunları ablalarından ve komşularından 1930 lu yıllarda dinlemiş. Tanıklık etmişler. Yaşanan olayları bizzat onların ağzından dinleyerek çok üzülmüşler. Ağıtlar yakmışlar. Kazanlar kurarak, cesetleri zalim Yemende olan evlatlarının cenaze namazlarını kılmışlar. Şehit evleri o kadar çokmuş ki Malatya dâhil çoğu redif askerlerinin gittiği vilayetlerde, yaz günü bile dumandan sokaklarda görüş mesafesi çok azalmış.
"Gerçekten de mahallede ölü yoktur cenazeler Yemen’dedir. Bulutsuz ağustos gününde ki duman ise cenaze evleri için yemek yapmak üzere yakılan ocakların dumanıdır." Diyor ekliyordu annem..;
"Yemen’e giden redif alayından hemen, hemen çok azı geri dönmüştü. Bu kara haberin askerlerin doğup büyüdükleri Malatya ve bölgelere ulaşmasıyla (halk arasında şivan denen) ağıtlar yakılmış, feryatlar yükselmiş. Türk geleneklerinde komşularca cenazesi olan evlere başsağlığına gelenlere ve cenaze evinin halkına günümüzde de devam ettiği gibi yemek gönderilir. O zamanlar teknik gelişmediğinden, yemekler fırınlarda değil kazanlarda, odundan ateş yakılarak pişirilirdi. Cenaze evi birden çok olduğundan, şehrin birçok yerinde cenaze evlerine yemek göndermek amacıyla büyük ocaklar kurulmuş, odunlar ocağa sürülmüştür. Bu ocaklardan çıkan yoğun duman gökyüzüne doğru yükselmiş asumana. Yakını, evladı, nişanlısı komşusunun oğlu veya tanıdığı redif alayı ile birlikte Yemen’e giden ve bu kara haberi alanlar pırıl pırıl bir ağustos günü bu ağlamaları ile ve illede bu dumanla acılarını katlamışlar, ağıtlar yakmışlar.."
Ve ondan sonra boğazında düğümlenen hıçkırık gözyaşı oluyor akıyordu…
Annem ağlıyor, bizler ağlıyorduk…
Annem, Gazi dedemin yemendeki çektiği acıları ve askerlikte başından geçen olayları anlatırken boğazı düğümleniyordu. 1870 yılında doğan dedem, 1990 yılında yemen gönderilmiş. Senelerce evlerine dönmeye çalışıp da günün birinde 1918 yılında Memleketimiz olan Malatya’ya dönme imkânı yakalayan askerlerden biriydi..

Çok azı gazi olarak dönme şansını yakalamıştır. Yemen cehenneminden az da olsa dönebilenlerden dedem gibi şansı yaver gider de geri gazi olarak dönebilenlere felek başka oyunlar hazırlamıştı. Askerlerimiz döndüklerinde; kendileri ve sevdikleri yaşlanmış, hatta bazıları ölmüş, çocuğu kız ise gelinlik çağa gelmiş, erkekse koskoca delikanlı olmuş bulurlardı.  Bizde bu hikâyeyi bu dönebilen kahramanların ağzından perde arkasını öğrenebildik.../...


(3. bölümde devam edecek)
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sabiha Gökcen Gültekin 3 yıl önce

İsmet bey çok teşekür ederiz emeklerinize sağlık çok keyif alarak okuyoruz sizi yad ediyoruz sevgi selamlar..

banner19