Edep

Eğitim

Ekonomi

Bu günün Türkiye’sinde kaybolan değerlerimiz.

Bunlar var olur ise ülke var oluyor.

Bunlar yok olunca da viraneye dönüyor.

İnsanın öncelikle edep ile tezyin olması gerekir. Edep ile tezyin olacak ki İlim ve irfan da doğru olsun.

Hasan Basri hazretleri, “Edep, dinin gerçeklerini bilmedeki ince anlayış, dünyanın geçici ve aldatıcı zevklerine aldanmadan Allah’ ı hatırlatan bilgiler edinmek için yapılan eğitimdir” diyor.

Önce Yaradan’ı bilip O’na yönelmek gerekiyor.

Hz. Ömer (r.a) da, “Edep, ilimden önce gelir” buyurarak bu görüşü teyit ediyor..

Milli şairimiz M. Akif Ersoy,

“Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, haya öğren” diyor.

Yüzü kızarmak bilmeyen bu insanlar karşısında konuşmak hakikaten çok zordur. ‎Belaya düşmemek için çamura basmamak için insan susmayı tercih eder. Öyle ki eskiler “köpeğe dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak yeğdir” der.

Mevlana hazretleri bunlar için, “Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum zanneder” diyor.

Edebin ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu Yunus Emre şöyle tarif ediyor :

“Gezdim Halep ile Şam’ı

Eyledim ilmi talep

Meğer ilim bir hiçmiş

İlla edep illa edep”

Herkes şunu iyi bilsin ki, “Güzellik Mevla’nın lütfudur, nurun yansımasıdır. Edep ise kişinin gönül aynasıdır” (Hz.Mevlana)

Maalesef edep perdesinin, hayâ perdesinin, mahremiyetin perdelerinin yırtıldığı bir çağda yaşıyoruz. Süratle bu yırtılan perdeleri onarmamız gerekiyor.

Çünkü “Hiçbir süs edep kadar güzel değil” (Hz. Ali)

Edep ile süslenen insanın artık her şeyi bilen bir unsur haline gelmesi gerekir.

Bu hususta kutsal kitabımız Kur’an, “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu ?..” buyuruyor.

Kur’anın ilk emri Müslümanlara “ikr’a” olmasına rağmen maalesef okumayan bir millet olup çıktık.

eğitimin önemini bilen Atatürk,

“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder” diyerek kolları sıvamış.

Türk toplumuna hedef göstermiştir.

“Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe mekanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.”

Ama bu gün geldiğimiz nokta pek iç açıcı değil. Sanki bütün yöntemler iflas etmiş gibi. Okuduğunu anlamayan insanlar topluluğunu oluşturduk. Üniversite imtihanında sıfır çekenlerin sayısı çığ gibi büyüyor. Hiçbir imtihan sonucu yok ki yanlış cevap anahtarı bulunmasın.

Edeple süslenip ilim yüklenen insanın artık hedefinde ekonomisini düzeltmek vardır.

Jack London, "Eğer ahlak ideal bir dünyayı temsil ediyorsa o zaman ekonomi de fiili dünyayı temsil eder " diyor.

Bu kadar cehalet içinde kıvranan insanların ekonomik olarak ilerlemesi mümkün mü ?

Ekonominin nelere kadir olduğunu düşünmesi mümkün mü ?

Bu vahametin idrakinde olan Atatürk,Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz” diyor. Bunun için de her zaman ekonomik bir kalkınma hedefleyerek,

“Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin bel kemiğidir” demiştir.

Sebuhi Quluzade Ata’nın bu düşüncesini destekler biçimde, "Ekonomiyi kontrol eden dünyayı yönetir " diyor.

Ekonomiyi idare etmede en küçük bir ihtimal bile göz ardı edilmemelidir.

“Küçük hɑrcɑmɑlɑrı gözden kɑçırmɑyın, bɑzen küçük bir delik kocɑ bir gemiyi bɑtırır”

(Benjamin Franklin)

Kutsal kitabımız Kur’an, “yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz” buyururken iktisadın önemine dikkat çekmiştir.

Hz. Muhammed (sav.) “İktisada riayet eden kimse, fakir olmaz” buyururken

Hz. Ali (r.a.) da, “İktisat az malı çoğaltır, israf ise çok malı azaltır” buyurmuştur.

Bir toplumun ayakta kalması iktisat ile ilgilidir.

Bu nedenledir ki Müslüman toplumlar malının kırkta birini zekat olarak verirler.

Bu gün toplumda oluşan gelir adaletsizliği de zekatların yerli yerince verilmediğinin göstergesidir.

Ekonomisi düzgün olmayan milletlerin akıbetleri de hiç hoş değildir. Ekonomiye gereken önem verilmelidir. Bu noktada Atatürk,

“Hiçbir medeni devlet yoktur ki ordu ve donanmasından evvel, iktisadını düşünmüş olmasın” demiştir.

Bu gün doların, eronun yükselmesi,

Faizlerin yükselmesi,

Dış dengenin bozulması ve borçların artması,

İç dengede enflasyonun yükselmesinin temel sebepleridir.

Ekonominin bozukluğundan dolayı birçok şeyi kaybetme noktasına gelmişiz.

Yine Atatürk ne demişti ;

“Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla olur..”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.