"Esad tahtından indirilmeden ne Suriye'de ne Türkiye’de huzur gelecektir. Türk milleti başka seçenek görülmezse Şam’a girmeyi planlamalı, zalimleri yerle yeksan etmelidir. Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad."

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, grup konuşmasındaki bu ifadesini, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5 gün sonra, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen törende şu sözlerle tamamlıyordu:

Rejim Soçi Mutabakatı sınırına çekilinceye kadar sorun çözülmezSuriye’yi terör örgütlerinden ve rejimin zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdır.”

Erdoğan her ne kadar, Bahçeli’den farklı olarak, “Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal veya ilhak gibi niyeti asla söz konusu değildir” dese de, iki liderin açıklamalar şahsen beni kaygılandırıyor.

Erdoğan'ın 5 Eylül 2012 tarihinde AKP Genişletilmiş Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında yer alan şu sözleri de barıştan yana olanları üzmemiş miydi:

CHP yarın Şam'a gidecek yüz bulamayacak göreceksiniz ama inşallah biz en kısa zamanda Şam'a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. O gün de yakın. İnşallah Selahaddin Eyyubi'nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camisi'nde namazımızı da kılacağız. Bilali Habeşi'nin, İbn-i Arabi'nin türbesinde, Süleymaniye Külliyesi'nde, Hicaz Demiryolu İstasyonu'nda kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz"

O günden bugüne gelinen nokta; Türkiye’ye sığınan 4 milyon Suriyeli, bunlar için yapılan 40 milyar dolar harcama, İdlip çatışmalarından kaçan ve sınırın ötesinde iskan edilerek durdurulmaya çalışılan bir milyonu aşkın insan. Suriya’de verdiğimiz şehitler, milyarlarca dolar olduğu söylenen askeri harcamalar, bu masrafların Türkiye ekonomisinde yol açtığı sıkıntılar…

SURİYE POLİTİKASI: ATATÜRK’Ü AŞMAK

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, “İdlib - Suriye tamamen bir iç politika meselesidir Cumhurbaşkanı için” diyor ve şöyle devam ediyor:

‘İdlib - Suriye tamamen bir iç politika meselesidir Cumhurbaşkanı için.

Yani, içteki iktidarını sürdürmenin temel aracına dönüştürmüştür Suriye konusunu veya savaşını.

Bu politikanın mihverini Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” politikasını reddetmek oluşturuyor. Erdoğan bu politikayı pasif bulduğunu söyledi ve bu politikayı biraz yumuşatalım: Barışın önüne savaş arabası koşulmuştur.

Atatürk’ü aşmak!

Peki, neden? Şimdi size “konsept”i, ürettikleri yeni “tarihsel tasarımı” anlatacağım…Bir cümleyle anlat derseniz: Atatürk’ü aşmak, onu tarihsel olarak tamamen gereksiz bir figür olarak bırakmak!’

İŞ BANKASI GİRİŞİMİ: BİR TAŞLA İKİ KUŞ

Ben, iktidarın Türkiye İş Bankası’ndaki Atatürk hisselerini Hazineye geçirme girişimini de, hem Atatürk’ü aşma hem de Suriye masraflarıyla boşalan Devlet Hazinesine kaynak yaratma olarak değerlendiriyorum. Yani bir taşla iki kuş vurma.

AKP yönetimi, bir yandan bu konuda nasıl yasal düzenleme yapılabileceği üzerinde çalışırken, bir yandan da CHP’nin Atatürk’ün vasiyetine uygun hareket etmediği konusunda kamuoyu oluşturmayı planlıyor. Bu çerçevede ilk olarak, ‘Atatürk’ün CHP’ye bıraktığı hisselerin Kurtuluş Savaşı için Hindistan’dan gelen paralardan oluştuğu, bunun da bir siyasi partiye verilebilecek para olmadığı söylemini dillendirecek. Yasalara göre siyasi partilerin ticaret yapamayacağına da işaret edilerek, İş Bankası’nın 32 iştirake ortak olduğu, CHP’nin de İş Bankası’ndaki hisseleri üzerinden bu iştiraklere ortaklığı bulunduğu tezini işlenecek.

Oysa, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümet, 1998 Mayıs’ında, AKP yönetiminin yapmak istediğinin tam aksi bir uygulamaya imza atmıştı. O hükümet, 22 yıl önce, İş Bankası’ında bulunan yüzde 12.3 oranındaki Hazine hissesini 625 milyon dolar karşılığında halka arz etmişti. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, yurt içinde ve yurt dışında üç buçuk ayda tamamladığı halka arzı ‘uluslararası bir rekor’ olarak açıklamıştı.

ATATÜRK’ÜN VASİYETİ NASIL AŞILACAK?

Tekrar konumuza dönerek gelelim işin hukuki boyutuna.

Peki, Atatürk’ün vasiyetnamesi nasıl aşılacak?

Bu konuda görüş belirten birçok hukukçu arasında yer alan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, işin özüne parmak basıyor:

‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre önce kendi el yazısıyla yazdığı 5.9.1938 tarihli vasiyetname gereğince, belirli koşullarla CHP’ye bıraktığı mal varlığının bir bölümünü oluşturan Türkiye İş Bankası A.Ş pay senetleri CHP mülkiyetinde olmakla birlikte, bunların nemaları (kâr payları) yarı yarıya Türk Tarih ve Dil kurumlarına ödenmektedir. CHP, vasiyeti yerine getirme görevlisi konumundadır. Atatürk’ün sağlığında yürürlükteki Türk Kanunu Medeni’sinin 452. maddesindeki “mahfuz hisse” (şimdiki Türk Medeni Kanunu’nun 505. maddesindeki “saklı pay”) hükmünden “müstesna” olarak, yani o hükme tabi olmaksızın böyle bir vasiyetname yapabilmesi için beş yıl önce 12.6.1933 tarih ve 2307 sayılı Kanun çıkarılmıştı. (Atatürk, mahfuz hisseli mirasçısı kız kardeşi Makbule’ye her ay 1000 TL ödenmesini ve yaşadığı sürece Çankaya’da oturduğu evin emrinde kalmasını vasiyet etmiştir.)

Hukuki açıdan Atatürk’ün vasiyetnamesi gereğince CHP’nin mülkiyetinde olan pay senetlerinin Hazine’ye devri, miras bırakan olarak Atatürk’ün iradesini yok sayan, mülkiyet ve miras haklarını çiğneyen, dolayısıyla bu hakları güvence altına alan anayasa ve Türk Medeni Kanunu’na, Türk Dil ve Tarih kurumlarına sağlanan mali menfaatlere dokunulursa ayrıca bu yönden anayasaya aykırı bir gasptan başka bir şey olmaz.

İŞ BANKASI ÇALIŞANLARI NE DİYOR?

Bu konuda her kesimin konuşma hakkı var da Türkiye İş Bankası çalışanlarının hakkı yok mu?

Sosyal medyada yer alan ve “İş Bankası çalışanlarından duyuru" başlığını taşıyan yazıda özetle şu görüşler dile getiriliyor:

-İş Bankası'nın % 40.12'si Banka çalışanlarına ait olan Munzam sandık vakfına aittir.

Ülkemizde ve dünyada bu büyüklükte, çalışanlarının ortak olduğu başka bir kuruluş yoktur.

YANİ İŞ BANKASININ PATRONU YOKTUR, DEĞİŞEBİLEN PROFESYONEL GENEL MÜDÜRLERİ VARDIR.

İş Bankası'nın % 28.09’u bu Bankanın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait olup, bu hisseleri de Atatürk adına Cumhuriyet Halk Partisi temsil etmekte, Temettü gelirlerini de Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bağışlamaktadır.

-CHP İŞ BANKASINDAN 1 KURUŞ GELİR ALAMAMAKTADIR.

- İş Bankasının % 31.79 u da Halka açık hisselerdir. Yani borsadaki iş C, İş B , İş A gibi hisseler.

- İş Bankasının bugünkü piyasa değeri ; 25.700.569.000 TL (Yirmibeş milyar yedi yüz milyon beş yüz altmış dokuz bin TL). Ülkesini Harami gibi soyup soğana çevirenlerin, soymaya yeni kaynaklar arayışına girmelerinden dolayı, CHP bahanesiyle saldırmalarının asıl altında yatan gerçek bu paradır.

- İş Bankasının Yönetim Kurulu 11 kişiden oluşmaktadır, 7 üye bankanın kendi içinde bankanın çalışanlarından, ( Yani alaylı) oluşmakta, 4 üye de CHP li temsilcilerdir.

-İŞ BANKASINDA KARARLAR 6 ÜYENİN OYUYLA KABUL GÖRMEKTEDİR. Dolayısıyla CHP li üyeler isteseler de tek başlarına iş bankasında siyası karar alamazlar ve banka buna müsaade etmez.’

---

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.