‘Dünya Barış Günü’nü geride bıraktık. Maalesef dünyada tam barış hiç bir zaman olmadı. Tespitlere göre 150 ülkede ya çatışma var ya da bu ülkelerin bazıları başka bölgelerdeki çatışmaları destekliyor. Dünya Barış Endeksi her yıl 163 ülkeyi bazı kriterlere göre sıralıyor. Buna göre sadece 13 ülke çatışmadan uzak. Gerisini, yani dünyanın halini varın siz düşünün.

***

Barışın yani sulhun ve elbette ki adaletin sağlanmaya çalışıldığı bir başka alan ise yargı. Bir yandan 15 Temmuz darbe girişiminin açtığı yaralar sarılırken, diğer yandan ‘kuruymuş-yaşmış’ ayırımına yeterince dikkat edilmeden yaratılan tahribat. Geçen adli yılda darbecilerle ilgili davaların önemli bir bölümü sonuçlandı. Yeni Adli Yıl’ın, haksızlıkların telafi edildiği bir yıl olmasını bütün kalbimle diliyorum.

***

Özgürlük, barış, adalet derken avukat Sabire Sanem Yılmaz’ın, önemli bir konuya parmak bastığı yazısı geldi aklımaklar’ın içerisinde barındırdığı haklar bütünü kapsamında “İnsan Hakkı” olduğu tüm dünyada kabul edilmekte ve insan hakları kavramı açısından değerlendirilmektedir. Dijital haklar içerisinde sayabileceğimiz hak kategorileri:

• İfade Özgürlüğü Hakkı

• Çevrimiçi Gizlilik hakkı

• Dijital Erişim Hakkı

• Suç İşlenmesini Önleme ve Bildirme Hakkı

• Mahremiyet

• Erişim hakkı

• Kişisel Verilerin Korunması Hakkı

• Unutulma ve Anonimlik Hakkı

• Ağ Güvenliği Hakkı

• Eğitim Hakkı

Bu hak kategorileri ileride yeni hak kategorilerini de doğuracak ve dijital haklar, Dijital Haklar Anayasası’nı dahi gündeme getirecektir.

Ülkemizde şu an mevcut düzenlemelerin yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlara sınır getirilmesi, internet erişiminin bazı olaylarda sınırlanması hatta ortadan kaldırılması, bazı sosyal medya kanallarına erişimin kapatılması, paylaşımların TCK kapsamında cezai müeyyidelere tabi tutulması bizi, ülkemizin dijital hakları henüz insan hakkı olarak görmediği noktasına götürüyor.

Dijital hakların bir insan hakkı olduğunu söylemek için geç kalmadan bu alanda çalışmalarımızı sürdürmemiz ve geliştirmemiz gerekiyor.…Bu alanda geçici hukuki önlemlerin ve tedbir mekanizmalarının geliştirilmesi ve uzmanlaşmış mahkemelerin / savcılık teşkilatının hatta adli kolluğun oluşması gerekiyor. Dijital Hakların etkin olarak ileri sürülmesi için devlet tarafından desteklenen fonlar oluşturulması en öncelikli hedef olmalıdır. Teknolojinin kötü etkilerinden insanlığın korunması / unutulma hakkı / anonimlik hakları gibi futuristik hakların kullanılması ve kötüye kullanmaların önüne geçmek için farkındalığın arttırılması dijital hakları insan hakları kategorisinde etkin olarak değerlendirmemizi daha çok sağlayacaktır.

***

Hak ve adaletin gözetildiği bir başka alan da ekonomi…Dolar üzerinde oynanan oyunların ekonomide yarattığı tahribatı da, ABD’nin asırlar boyu yaptıklarını da unutmak mümkün değil.

Gelin, 1786’da, “Grand Türk” adını taşıyan ABD bandıralı geminin getirdiği misyonerlerin Anadolu’daki faaliyetlerinin ayrıntısına girmeyi bir başka zamana bırakarak, Türk-Amerikan ilişkilerinin yakın tarihine bir göz atalım.

1900’lü yılların başında ABD Büyükelçiliği’nde, bir albay başkanlığında 18 kişiden oluşan Kürt İşleri Bürosu kuruldu. Bu büro aracılığıyla, özellikle doğu illerimizde ABD adına görev yapacak, çok iyi Kürtçe konuşabilen ve bölge hakkında çok geniş bilgilerle donatılan yeni ajanlar yetiştirilerek Anadolu’ya gönderilmeye başlandı. Ajanların büyük bir bölümünün genç ve çok güzel kızlardan oluşması dikkat çekiyordu. Bu ajanlara “Amerikan Barış Gönüllüleri” deniliyordu…1969 yılı itibariyle 69 ilimizde toplam 232 barış gönüllüsü bulunmaktaydı. Bu, 1961 yılında dönemin ABD Başkanı olan Jonn F.Kenedy tarafından, parlamento kararı ile başlatılan bir projeydi. Bu Amerikan ajanlarının yıllar önce insanlarımız arasına yavaş yavaş ektikleri nifak tohumlarının zehirli meyvelerini son 20/30 yıldır sık sık yemek zorunda kaldık. Bu zehirli meyveleri hala yemeye devam etmiyor muyuz?

ABD, Nihat Erim Hükümetine baskı yaparak Türkiye'de afyon (haşhaş) ekimini yasaklattı. Ecevit başbakan olunca, ABD'ye meydan okuyarak afyon ekimini 1973 yılında yeniden başlattı. 1974 yılında gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs Türk Barış Harekatı'na karşı çıkan ABD, harekatı durdurmak için Akdeniz'e deniz filosu gönderdi. Harekattan sonra, uzun yıllar ülkemize silah, mühimmat ve askeri malzeme ambargosu uyguladı. (Ambargonun sebeplerinden biri de afyon ekimi idi)

10 Aralık 1992'de ABD’ye ait Çekiç Güç helikopteri Cudi Dağı’ndaki PKK’lara silah, mühimmat ve malzeme attı! Bu olayın Türk Jandarma ve İstihbarat Timleri tarafından fotoğraflanıp tespit edilmesi üzerine, Eşref Bitlis Paşa konuyu Genelkurmay Başkanlığı’na intikal ettirdi. Bunun üzerine, 17 Aralık 1992’de Çekiç Güce bağlı ABD helikopterleri, Irak’ın Selahaddin Kenti’ne gitmekte olan Eşref Bitlis’in uçağına ateş açtı. Ancak Paşa (şimdilik kaydıyla) kurtuldu.

Takvimler 01 Ekim 1992’yi gösterirken, ABD tarafından bir muhribimiz yanlışlıkla! (resmen) vuruldu. Adı Muavenet idi. Ege Denizi’nde gerçekleştirilen NATO Kararlılık Gösterisi-92 Tatbikatı sırasında, USS Saratoga (CV-60) uçak gemisinden üst üste ateşlenen füzeler tarafından, kaptan köşkü ve savaş harekât merkezi hedef alındı. Bu elim olayda, yaşamlarının henüz baharında olan beş denizcimiz şehit oldu, 22 denizcimiz de yaralandı!

Muavenet vurulduğu sıralarda Eşref Bitlis Paşa tarafından; Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı büyük bir harekât başlatılmıştı, ancak ABD bu harekâtın yapılmasını istemiyordu. Artık bu Eşref Paşa Amerika için çok olmaya başlamıştı. Nitekim üzeninden çok zaman geçmeyecek ve Eşref Bitlis Paşa; 1993 yılında Ankara’da helikopter kazasında yaşamını yitirecekti.

1991 Yılındaki 1. Körfez Savaşı’nın ardından, 1996 yılında Saddam Hüseyin bölgedeki gücünü arttırınca, Kuzey Irak’ta barınamayacakları anlaşılan 7 bin 500 CIA peşmergesi Kürt, ABD tarafından 1996 yazında bölgeden kaçırılmak zorunda kalındı. Aynı yıl ABD tarafından Washington’da bir "Kürt Enstitüsü" kuruldu, başına da Mike Amitay adlı bir Yahudi getirildi.

ABD’nin Kuzey Irak’tan kaçırdığı bu Kürtler ile Avrupa, Türkiye, Suriye ve İran gibi ülkelerden seçilen yetenekli Kürtler; bu Enstitü ilerdeki operasyonlar ve işgal sonrası kurulacak bürokratik yapı için yetiştirildi!

2002 yılına gelindiğinde ise, 24 Temmuz – 15 Ağustos arasında Kaliforniya’daki Nevada Çölü’nde, ABD tarihinin en büyük tatbikatı düzenlendi. Tatbikatın adı “Millennium Challenge-2002”, yani Türkçesi “Bin Yılın Meydan Okuması-2002” idi. Binlerce askerin katıldığı bu tatbikatta; ABD askerlerine, Türkiye'yi işgal eğitimi yaptırıldığı iddia ediliyordu.

Takvimler 20 Mart 2003’ü gösterirken “Özgürleştirme Operasyonu” adı altında ve naklen verilen dehşet dolu görüntülerle bir işgal hareketi başlatıldı! ABD özel kuvvetleri ve ABD’de yetiştirilen Kürt gruplar 9 Nisan’da Kerkük’e, 10 Nisan’da da Musul’u işgal etti. Türk şehirlerine giren CIA Kürtleri 1. Körfez Savaşında olduğu gibi yine Tapu ve Nüfus Dairelerini yağmaladı! Tapu ve Nüfus kayıtlarının yok edilmesinin sebebi, bölgedeki Türk kimliğini yok etmekti. Çünkü mevcut belgeler buraların Türklere ait olduğunu gösteriyordu. Öyleyse önce bunlar yok edilmeliydi.

04 Temmuz 2003’te de, ABD askerleri, Kuzey Irak’ta görev yapan Türk Özel Kuvvetlerine baskın yaptı 11 askerimizi derdest ederek başlarına Çuval geçirdi. Türk Timi’nin karargâhı darmadağın edildi, odalardaki her şey kırıldı, döküldü, parçalandı. Türk bayrakları ve Atatürk tabloları yerlere atıldı. Karargâhtaki askeri uydu sistemi tahrip edildi, 30 tüfek, bilgisayar, harita, uydu fotoğrafları, çelik kasada bulunan 106 bin dolar para, telsizler, bir adet jeep, iki kamyonet ve bir otomobil çalındı. En önemlisi, bu baskında bir milli kripto cihazına da el konuldu.

* ABD’nin, Suriye’nin kuzeyindeki faaliyetlerine gelince: Türk istihbarat birimleri tarafından dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'a sunulan rapora göre, Suriye’de 2016 yılında PKK/PYD’ye ‘modern bir ordu' kurulmasını sağlayacak miktarda silah ve mühimmat verildi.

İyi Haftalar

Remzidilan_48@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali karagöz 1 yıl önce

Vatan şehidi Eşref Bitlis paşamı rahmetle anıyorum. Sağolun.