Havanın soğumaya başlamasıyla birlikte, neredeyse ailelerin tamamında grip ya da soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma endişesi başlamaktadır Özellikle bebekler kreşe, ana okuluna, ilkokula ve ortaokula giden çocuklar ve 65 yaş üzerindekiler daha fazla risk taşıdığı için, tüm anne babalar ve yaşlılarımız haklı olarak endişelenmektedirler.

Bu endişe sonucu, en küçük bir şikayette hastanelere koşturup, ağrı kesici veya antibiyotiklerle çözüm aranmaktadır. Halbuki gereksiz yere antibiyotik kullanımı hem kullananların sağlıklarını tehlikeye atmakta, hem de devletin sırtındaki sağlık harcamaları yükünü boş yere artırmaktadır.

Aslında çok gerekli olmadıkça ilaç, özellikle antibiyotik kullanımından kaçınılması gerekmektedir. Özellikle bebek ve çocuklarda antibiyotik kesinlikle kullanılmamalıdır. Yıllardır İngiltere gibi bir çok Avrupa ülkesinde hiç kimse heyet raporu olmadan, rastgele eczanelerden antibiyotik alamaz. Alınanlar da kutuyla değil, tek tek dozlar halindedir. (Bebek ve çocuklarda ise kullanımı çok daha sınırlıdır.)

Sadece doğal yollarla çözüm üretemeyip çaresiz kalmanız (gerekli tetkikler yapılarak hastalık nedenlerinin bakteri olduğunun kesinleşmesi) halinde, beta mikrobu olarak bilinen “A Grubu beta hemolitik streptokok bakterileri” gibi bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlarda, çok düşük dozlarda olması kaydıyla doktor denetiminde kısa süreli olarak kullanılması faydalı olabilir.

Kendiniz, çocuklarınız ya da büyükleriniz hasta olmadan önce, ani hava değişikliklerine karşı gereken tedbirleri alarak, bağışıklık sisteminizi zayıflatacak düşünce ve davranışlardan uzak durarak, genel beslenme kurallarına uyarak aşağıda vereceğim tarifleri uygulamanız halinde, kış boyunca evinize solunum yolu hastalıklarının uğramayacağından büyük oranda emin olabilirsiniz.

Çünkü “hasta olmamak, hasta olup iyileşmeye uğraşmaktan çok daha düşük maliyetli ve kolaydır.” Herhangi bir sebeple hasta olmaya başlamanız (kesinlikle büyük, küçük hiçbir hastalık belirti vermeden çat kapı gelmez) halinde ise endişelenmeden, vaktiniz uygunsa dinlenerek, beslenmenize biraz daha dikkat ederek, kullandığınız doğal karışımları çeşitlendirerek miktarını artırmanız, şikayetlerinizin ortadan kalkması için yeterli olacaktır.

Aşağıda vereceğim tarifleri büyük, küçük herkes hasta olmadan ya da hasta olduktan sonra (özellikle üst solunum yolu hastalıkları için) rahatlıkla uygulayabilirsiniz.

*Sabahları aç karnına bir su bardağı ılık su içerisine yarım limonu sıkıp, yeterli miktarda (yaş durumuna göre bir çay kaşığından bir çorba kaşıına kadar)  hakiki bal katarak içmeyi ya da içirmeyi alışkanlık haline getirin. Hem vücudunuzu güçlendirir enerji verir, hem de yağ yakımına destek olarak cildinizi sıkılaştırarak güzelleştirir.

*Ev yapımı olması şartıyla, aynı karışımı limon suyu yerine elma ya da alıç sirkesi kullanarak uygulayabilirsiniz. Sirke miktarı da yaş durumuna göre ayarlanmalı ve bir çay kaşığından az, bir çorba kaşığından fazla olmamalıdır. Bal miktarı da yaş ve kilo durumuna göre ayarlamalıdır.

*Taze zencefili az bir miktar (kişi başı ortalama bir fındık büyüklüğünde) rendeleyip çay gibi demleyin, hafif ılıdıkdan sonra içerisine bir limon sıkın, yeteri kadar hakiki balla tatlandırarak yudum yudum için ya da içirin.

*Taze zencefili yaş durumunuza göre, yarım çay kaşığından bir tatlı kaşığına kadar rendelenmiş olarak, taze sıkılmış limon, portakal, greyfurt, havuç, nar ya da ekşi elma suyuna karıştırarak için ya da içirin.

*Ayva yaprağı, ıhlamur, kuşburnu, hibiskus (nar çiçeği), havlıcan, tarçın, ada çayı, papatya, kekik, nane gibi bitkileri, damak tadınıza göre yek başlarına veya ikişer, üçer ya da daha fazla sayıda karıştırıp çay gibi demleyerek (kaynatmadan) her gün içmeyi alışkanlık haline getirin.

*Banyonuz müsait ise, zaman zaman bitki banyosu yapmanız, tüm enfeksiyon hastalıklarının önlenmesinde veya tedavisinde faydalı olacaktır. Enfeksiyona karşı etkili olan altın otu, ada çayı, fesleğen, gül, lavanta, hanımeli, reyhan, ıhlamur, sarı kantaron, kekik, papatya, ısırgan, karabaş otu, yavşan otu, sığır kuyruğu, civanperçemi gibi bitkilerden, mevcut olan birkaç çeşidini toplam (iki avuç dolusu kadar) karıştırıp üzerini suyla doldurup bir tencerede birkaç dakika kaynatın.

Küveti sıcak (vücudunuzu rahatsız etmeyecek sıcaklıkta) suyla doldurun, kaynattığınız bitkilerin suyunu bir elek yardımıyla dolu küvete boşaltıp karıştırın. En az 15 – 20 dakika küvette yatarak, hiç durulanma dan çıkın ve kalın bir örtünün altında bir süre dinlenin. Hem virüslerin yok edilmesinde faydalı olacak, hem de ter yoluyla atılan toksinler sizi rahatlatıp, iyileşmenize yardımcı olacaktır.

Eğer bütün bunlara rağmen hasta olmuşsanız ya da hastalığınız düzelmiyorsa; psikolojiniz veya beslenmeniz çok bozuk, gerekli gıdaları almıyor, yediklerinize içtiklerinize dikkat etmiyor veya içki, sigara, çamaşır suyu, deterjan gibi ağır toksik maddelerle vücudunuzu sürekli zehirliyorsunuz demektir.

Sağlıklı ve keyifli günler..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cengiz acar 2 hafta önce

hocam verdiğiniz bilgiler için teşekkürler, emeğinize sağlık.