Prof. Dr. ilber Ortaylı Deli İbrahim’i şöyle anlatıyordu ;
“Sultan İbrahim iktidarda hedefini şaşıranlardan biriydi. Sadece hazzın ve beden mutluluğunun peşine düşmüş biri.
Sultan İbrahim deli falan değildi, tahta çıkarken çok bilgece bir dua etmişti. 'Yarabbim biraz sonra iki dudağım arasından bu kadar memleketin ve tebaanın kaderini etkileyecek sözler çıkacak, ben buna layık mıyım?..'

Ama sinirleri çok bozuktu, ani hiddeti yüzünden devletin kıymetli yöneticilerini kaybetti. Sekiz yıllık saltanatı bir faciaydı.."

Gelelim tarihin derinliğindeki kendini sorgulayan deliden, 16 yıldır başında bulunduğu partiyi darmadağın edip de bir kez bile kendini sorgulama zahmetinde bulunmayan günümüz bilgesine.

“Biz Türkiye'de beka sorunu diyoruz ama gerçek sorun belli oldu; Kemal, Meral, Temel… Hepsi beş harften oluşan bir ittifakın kapsamı içerisinde bulunan anlamlı isimler olarak dikkat çekiyor” diyor.

Anlayan beri gelsin.

Askerler içtima alanına gelmiş. Çavuş askerlere adını soruyor.

-Adın ne

-İreceb

-Senin adın ne

-Smail

-Bu nasıl isim oğlum.

-Ne yapayım çavuşum benim (İ) harfini Recep aldı.

Bu hesaba göre “Bilge Lider" dörtlü zillet olarak tarif ettiği HDP liderini unutmuş gibi.

Selahattin….

Tamı tamına 10 harfli.

Her halde hapishanede olunca, insan gönülden uzak olunca aklına da gelmiyor zahir.

Ne yapacağız şimdi bunu ortadan ikiye bölüp iki mi sayacağız. Yoksa karşı tarafın safına mı koyacağız.

Bu tarif kapsamına giren “İblis” 5 harfli “Şeytan” 6 harfli. Bunları nereye yerleştireceğiz.

Bilge Liderin hesabına göre parti liderleri olarak ;

İrecep-Devlet-Selahattin bir tarafta, (5 harfin dışında kalan isimler)

Kemal-Meral-Temel bir tarafta. (5 harfli olan isimler)

Yani Bilge Liderin hesabına göre PKK ile ortak olan HDP kendi taraflarına düşüyor.

Bu sıralamaya göre acaba HDP Cumhur ittifakının ortağı mı?

Bilge Lider bilmeden sırrı ifşa mı etmişti.

Yoksa kırdığı ceviz kırkı mı geçmişti ?..

Ayrıca Bilge Lider Kırıkkale’de yaptığı konuşmaya başlarken “Zillet İttifakı” diye başlıyor. Sonra “Ayrılan Ülkücüler gelin helalleşelim” diyor. Konuşmasının bitiminde de “Biz herkesi kucaklayacağız” diyor.

Hangisine inansın bu insanlar.

Başta ayırdıklarına mı ?

Sonunda kucaklayacaklarına mı ?

Yoksa kendi eliyle ihraç ettiği insanların tekrar geri dönüş istemine mi ?

Bilge Liderin bu yaptığı ilk ve son kırma hareketi olmayacak tabi ki.

Bunu hesap bilmemek olarak mı addedersiniz ?

Yoksa münasebetsizlik olarak mı addedersiniz ?

Ya da dostlar alış verişte görsün kabilinden mi sayarsınız onu bilmem..

Biz en iyisi Osmanlı’nın son zamanlarına, Abdulhamit Han dönemine dönelim.

Münasebetsiz Kemal efendi vardı. İsmi Sultan Abdulhamit Han hazretlerinin de kulağına gelmişti. Bu şahsı yakından tanımak istedi. Bir ramazan günü vereceği yemeğe onun da çağırılmasını istedi.

Yemeğe paşalar, askerler, beyzadeler gelmişti. Sohbetin en hararetli anında Kemal efendi Sultan Abdulhamit’e yönelerek ;

-Sultanım, siz klarnet çalmasını bilir misiniz ?

Sultan Abdulhamit şaşırmıştır. Ama yine de soruya cevap verir.

-Hayır bilmem, der.

Kemal Efendi’nin münasebetsizliğini ortaya koyan cevabı gecikmez.

-Bizim çocuklar da bilmez.

Bu konuşmaları bizim çocuklar da anlamıyor ama bakalım akılları başlarına ne zaman gelecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.