Yine bir aşk hikayesi.

Sonu hüzünle bitecek bir macera daha.

Ortaya bir kazan kondu kaynıyor.

Kaynaması da hiç bitecek gibi değil.

Daha adı duyulduğu anda bile çelişkilerle dolmuştu.

Kurultay !..

Bu kavgalar aslında dostların birbirine girdiklerinin işaretidir.

Voltaire ne güzel demiş ;

“Yarabbi bеn düşmanlarımı yеnmеğе kadirim. Sеn bеni dostlarımdan koru.”

Dün bir başarıyı elde etmek için beraberce aynı yolda yürüyen yoldaşlar, bu gün birbirlerini hırpalıyor.

Girişte hep aynı teraneler yazıyor.

Biz laik bir partiyiz,

Biz demokratik bir partiyiz,

Biz adaleti uygulayan bir partiyiz.

Kendi tabanına güven vermeyen bir parti acaba Türkiye’nin tamamına nasıl bir güven verecek.

Kendi içerisinde adaletli davranmayı beceremeyen bir parti acaba bütün Anadolu sathına adaleti nasıl getirecek.

.

İş kurultaya geldi mi yukarıda sayılan teranelerin hepsi rafa kaldırılır.

Tüzük ne diyor bir bakalım.

Mevcut delegelerin yarısından bir fazlası istedi mi kurultay olur.

Ancak bütün düğümler de burada başlar.

Dosya teslim edildiği andan itibaren “Kuşun kanadı suya değdi mi değmedi mi" gibi bir iddia bütün gündemi işgal eder.

Goеthе ne diyordu ; “Hеr zaman güvеnsizlik göstеrmеk, hеr zaman güvеnmеk kadar büyük bir yanlışlıktır" 

CHP tam da böyle bir durumla karşı karşıya.

Gerek muhalifler genel merkezlerine, gerekse genel merkez muhaliflere aynı türden bir uygulamayı reva görüyordu.

Elindeki dosyaları merkeze teslim edemeyen bir muhalefet kanadı.

Teslim edilen dosyaları tüzüğe göre alamayan bir genel merkez.

Yarıdan bir fazlayı geçti mi geçmedi mi ?

İmzalar geri çekildi mi çekilmedi mi ?

Delegelere baskı yapıldı mı yapılmadı mı ?

Kimse elinde tuttuğu bal kasesini yere bırakmak istemiyor.

Yapışmış gibi koltuğundan kalkmak istemiyor.

Sorulan soruların sayısı yüzleri aşsın isterse,

Ama utanmaz yüzleri aşamıyorsunuz.

Bu sorulara cevap arıyorsanız, boşuna bulamazsınız.

Farkında olmadan yol sizi getirip mahkeme kapısında bırakır.

İstenilen de zaten budur.

Evrakları mahkeme kapısına bırakmak.

.

CHP başarılı olsaydı acaba iş bu noktaya gelir miydi ?

Eminim ki hepiniz aynı düşünceye sahipsiniz. CHP başarılı olamadığı için bu noktaya gelmiştir.

İyi hazırlanamamıştır. Aynen Lockwood Thorpе’nin dediği gibi ;

“Kеndinе güvеn kazanmanın biricik yolu, başarısızlığa yеr vеrmеyеcеk dеrеcеdе bir şеyе iyi hazırlanmaktır" 

CHP hem kendine olan güveni kaybetmiştir.

Hem de kendisine destek veren taraftarının güvenini kaybetmiştir.

Eh zaten İktidar partisinin bir yetkilisi de ağzına “Kayyum” lafını almaz mı ?

Aynı senaryo, aynı oyuncular yine sahneye dökülecek.

Güven bir sefer sarsılmayı görsün.

Bir daha kimse onu yerine otutturamaz.

Tıpkı tepeden aşağı yuvarlanan taş gibi bir daha durağı olmaz.

Çarpa çarpa yuvarlanır.

Önüne ne gelirse haşat eder.

Bir yandan da kendisi ufalanmaya devam eder.

Eğer bu film, bizim daha önce seyrettiğimiz film ise,

Yine ihraçlar başlayacak,

Yine partiden atılmalar başlayacak,

Herkes birbirini suçlayacak

Sonunda ikiye ayrılacaklar.

Herkesin umutla beklediği dağlara artık karlar düşmeye başlayacak.

“Güvеndiğiniz dağlara karlar yağdığında, еn güzеl çarе dağ ilе karı baş başa bırakmaktır. Gün gеlip karlar еridiğindе, dağ yolunuzu gözlеyincе еn güzеl cеvap, başka bir dağdan sеlam yollamaktır” diyor Şems Hazretleri.

Şayet akıllarını kullanmazlarsa,

Görünen o ki ;

CHP’liler artık birbirlerine karşı dağdan selam göndereceklerdir..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.