İstanbul belediye başkanlığına aday olan Meclis Başkanı Binali Yıldırım istifa etmeyerek yeni bir tartışmanın daha fitilini ateşlemiş oldu.

CHP Grubu Anayasanın 94. Maddesinin son paragrafını gerekçe göstererek ;

''Binali Yıldırım'ın TBMM Başkanı sıfatıyla yerel seçimlere katılıyor olması, protokoldeki yeri gereği, kendisine diğer adaylar önünde haksız bir avantaj sağlayacaktır. Binali Yıldırım’ın sadakatle bağlı kalacağı üzerine yemin ettiği Anayasa'ya uygun davranarak istifa etmesi gerektiğini vurguluyoruz" dedi.

Anayasanın 94. Maddesi son paragrafında :

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine, görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.." denilmektedir.

AK Partililer ise , "Yıldırım’ın istifasına gerek olmadığını 'Anayasanın 94’üncü maddesinin çiğnenmesi durumunda bir yaptırım bulunmaması' ve 'Milletvekili seçimlerine katılan TBMM Başkanlarının da istifa etmemesi' biçiminde gerekçelendirmektedir. Oysa Siyasi Partiler Kanunu’nun 24’üncü Maddesi, TBMM Başkanı ve Başkanvekillerinin milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetlerinin Anayasa’nın 94’üncü Maddesi'nin kapsamı dışında olduğunu açıkça vurgulamaktadır" diye konuşmaktadırlar.

Bu çelişkili durum, Acaba Yıldırım’ın bir endişesi mi var ? sorusunu akıllara getiriyor.

İstanbul belediye başkanlığının kazanılmasında bir pürüz mü göründü de Yıldırım Meclis başkanlığından istifasını vermedi.

Halbuki Zafere ulaşmak için çok iyi bildiğimiz bir örnekleme var.

“Gemileri Yakmak"  

Tarık bin Ziyad 711 yılında emrindeki 25000 mücahit ile cebeli tarık boğazını geçerek İspanya kıyılarına çıktığında ilk yaptırdığı şey onları buraya taşıyan gemileri yaktırmak olmuştur. Sonra korku içinde ona bakan askerlerine dönerek savaş tarihindeki en önemli ve güzel konuşmalardan birini yapmıştır. Askerlerine şöyle demiştir:
”Ey mücahitler! Arkanızda düşman gibi bir deniz, önünüzde deniz gibi bir düşman var, nereye kaçacaksınız? ”
İşte Endülüs’ün fethi böyle gerçekleşmiştir. Gemileri yakmak deyimi de buradan gelmektedir.

Gemileri yakmak, zafere ulaşmak için korkuları yenmenin sembolü olmuştur.

Yıldırım zafere ulaşmak için gemileri yakmadığına göre, başarıyı yakalamak için “Elini taşın altına koyacak mı" sorusunu da beraberinde getirecektir.

Oysaki Yıldırım’ın hayatta başarıya giden yolda, başarı grafiğinin oldukça yüksek olduğu görülmekte iken böyle davranmasının ne gibi sebepleri olabilirdi.

Yıldırım, bu adaylık sürecinde risk üstlenerek çalışmak istemedi mi acaba.

O da gayet iyi bilmektedir ki, sonuçların onu korkutmasına ve hüsrana sürüklemesine izin vermeden, her zaman mütebessim bir tavırla hedeflerini her seferinde genişleterek başarıya doğru ilerleyeceğini bilmektedir.

Woody Allen, “Başarının yolu %80, sadece gitmeniz gereken yerde gözükmekten geçer” diyor. Yıldırım da bu yüzde seksenlik görüntüyü sanki Meclis başkanlığını kaybetmemekten yana tavır alarak göstermiş gibi. Bu durum insanların ona olan güveninin azalmasına sebep olabilecek bir durum. Sanki olacakları önceden sezinlemiş gibi AKP genel başkanı sıfatıyla konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Seçim kaybeden arkadaşımız kendini sorgulamalı, milleti suçlamamalı " diyor.

Bu durum belki de Binali Yıldırım’ın İstanbul’da kaybetmesi halinde, Erdoğan’ın AKP genel başkanı sıfatı ile sayın Yıldırımın meclis başkanlığına devamına onay verip vermeyeceğinin de tartışılacağı bir yolu açmış olacaktır.

Ünlü yaşam koçu Robin Sharma, “Korkunun panzehri harekettir” diyor.

Yıldırım’ın geçen zaman süreci içindeki aksiyonu belki de bu görüntünün yok olmasına sebebiyet verecek. İnsanlar üzerinde tekrar bir güven unsuru oluşturabilecektir. Ya da tamamen umutların yitilmesini tetikleyecektir.

Başarıyı isteyen insan kendisine inanacaktır.

Yıldırım kendisine olan inancını mı kaybetti.

Yıldırım kendisini çok mükemmel gördüğü için başarının kendiliğinden geleceğine mi inanmaya başladı. Halbuki mükemmelcilik başarının en başlı düşmanıdır.

Ya da Yıldırım bu işte kendisinin yalnız kalacağını mı hissetmeye başladı.

Bütün cevaplar sandıkta olacak.

Mart sonunu bekleyip oluşan sonucu hep birlikte göreceğiz inşallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.