Davos 2020 Ocak ayındaki zirvede gerçekleşen bir röportajı analize devam ediyorum.

İlk yazımızda konuklardan tarihçi bay Harari’nin açıklamalarına değinmiş, bay Ren ile ilgili kısma gelmiştik.

The Economist'in Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes’in sorduğu sorulara aslında bir tarihçi olan ama alanı dışındaki ‘günümüz gelişmeleri ve gelecekte planlanmak istenenlerle’ bilgi hazinesini geniş tuttuğunu öğrendiğimiz bay Harari’den sonra, bakalım elektronikte uzmanlaşmış bay Ren nasıl devam etmiş?

Moderatör Beddoes: Bay Ren, duydunuz. Profesör Harari'nin, insanlığın ve siyasi sistemlerin geleceğinin tehlikede olduğu iddiaları hakkındaki değerlendirmesine katılıyor musunuz?

Ren Zhengfei Çinli bir işadamı, asker ve mühendis olan bay Ren konuşmasına şöyle başlıyor.

‘Harari’nin kitaplarını okudum. İnsan toplumunu yöneten kurallar ve teknoloji ile gelecekteki sosyal yapılar ve değişen ideolojiler arasındaki çatışma hakkındaki görüşlerine katılıyorum. Tekstil makineleri, buharlı gemiler ve trenler ortaya çıktığında, insanların bazı korkuları vardı. Ancak, sanayi toplumu ilerledikçe bu korkular yok oldu. Teknolojik gelişme kötü değildir. İnsanlığın uzun bir gelişim tarihi vardır. Binlerce yılda, teknolojik ilerleme çok yavaştı, bu da biyolojik evrim ile senkronize idi. Yani insanlar panik yapmadılar. Bilgi toplumuna girdikten sonra teknoloji patlamaları arasındaki aralıklar giderek kısalmaya başladı. Günümüz elektronik teknolojilerinde büyük atılımlar yaptık. Moore yasası (1965) hala elektronik teknolojilerinin gelişimini kısıtlıyor olsa da, yonga setlerini iki veya üç nanometreye kadar ölçekleyebiliyoruz. Büyük gelişmeler bilgi teknolojileri her yere yayılan tohumlar gibidir. Biyoteknoloji, fizik, kimya, nöroloji ve matematikteki atılımlar ile birbirleri arası ve alanlardaki yenilikler insanlığın ilerlemesi için önemli bir gelişmedir. Sonra momentum devrilme noktasına geldiğinde, istihbarat patlamasına yol açacaktır. Bu büyük teknolojik patlama insanları korkutabilir. Böyle bir patlama iyi mi kötü mü? Tabi ki iyi. İnsanlar yok etmek yerine topluma fayda sağlamak için yeni teknolojileri kullanabilirler. Çünkü her insan iyi bir hayat peşindedir. Ben doğduktan hemen sonra Hiroşima'da atom bombası patladı; çocukken insanların en büyük korkusunun atom bombası olduğunu gördüm. Dünyadaki insanlar bundan korkuyorlardı. Ancak tarihe uzun vadeli baktığımızda atom teknolojisinin toplumun yararına güç üretmek için kullanılabileceğini öğrendik. Radyasyon terapisi ve diğer alanlardaki uygulamaları da insanlığa fayda sağlamıştır. Bu nedenle, bugün AI (yapay zeka) hakkında paniğe gerek yok. Huawei, şirketimiz kapalı bir sistem, açık kurallar ve eksiksiz bir bilgi seti ile sınırlı olan zayıf AI'yi inceliyoruz. Endüstriyel, tarımsal, bilimsel ve tıbbi ilerlemeleri sağlamak için belirli koşullar ve verilerin desteklenmesini gerektiriyor. Bu söylem uygulamanın sınırlarının olduğu anlamına gelir. Otonom sürüş, madencilik ve farmasötik teknolojiler de dahil olmak üzere birçok uygulamada sınırlar vardır. Yapay zekanın bu sınırlar içerisindeki gelişmesiyle büyük bir servet elde edilebilir. Günümüz toplumunda, yoksullar bile on yıl önce sahip olduklarından daha büyük bir servete sahiptir. Ya da zenginler servetini kaybetmiş olabilir. Zenginler ve yoksullar arasındaki genişleme, yoksulların mutlak yoksulluk koşullarına sürüklendiği anlamına gelmez. Genişleyen servet farkının neden olduğu çatışmaları çözmek, teknolojik bir sorun değil, sosyal bir konudur. Servetin adil bir şekilde dağıtılması ise bir siyaset ve hukuk meselesidir.’

Moderatör Beddoes’in iki katılımcıya da söz hakkı verdiği konuşmanın birinci bölümleri böyle geçer. bay Ren daha yapıcı ve kendinden emin, olgun bir üslupla konuşmasını tamamlar.

19. yüzyıldan itibaren yaşanmış gelişmelerle insanların yaşadığı değişimi bir çırpıda gözler önüne serdi diyebiliriz.

Özellikle atom bombasının etkilediği nesiller artık atom enerjisinden insanlığa faydalı üretimler yapar hale gelmeleri güzel bir örnekti. Tarih profesörü bay Harari’ye tarihten verdiği örneklerle ifsat için de insanlığa faydalı olmak için de teknolojiyi kullananlar olduğunu hatırlattı.

Ren Zhengfei ceosu olduğu Huawei şirketinin küçük bir hissedarıdır. Şirketin diğer ortakları gizli tutulmaktadır. Firmanın kime ait olduğu aşikar bilinmemesine rağmen Çin devletinin önemli bir bölümünü elinde tuttuğu tahmin ediliyor.

Dünyayı yönetme niyetindeki azınlığın, Huawei’nin elindeki bilgi bankasının Çin’in kontrolünde olabileceği düşüncesi uykularını kaçırıyor sanırım.

Egemen olmak isteyenler bir şekilde bilgileri kendileri elde etmiş olsa bile başka ihtimalleri kabullenmek istemiyor.

Satranç devam ediyor.

Röportajın ikinci bölümü restleşmelerle dolu dizgin.

Elbette analize devam edeceğiz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.