02 Ekim 2014 günü yayınlanmış bir inceleme yazımdaki konuların ağır ağır gerçekleştiğini görmek beni gerçekten üzüyor.

O yazımda Amerikan İstihbarat Konseyi  N.I.C. (National İntellegent Coculle) ün “Alternatif Dünyalar”  başlıklı raporunun bir kısmi analizini yapmıştım.  

Anılan raporda da; 
*2030 yılına kadar global dünyada beklenilen olası değişimlerden başlanılmış,
*Bu değişimlerin nerelerde, kimler tarafından, nereye kadar ve nasıl sürdürüleceği düzgün bir kurguyla anlatılmış, 
*İklim değişikliklerinden, kuraklıkla çıkacak gıda ve su sorunlarına, hatta bizim Kızılırmak için bile yağışların azalmasıyla 2030 yıllarında tehlike çanlarının çalacağından bile bahsedilmiş,
*Nüfus artışlarından etnik ve dini yapılanmalara kadar çok yönlü konular işlenmiş,
*Ortadoğu'da çıkacak kargaşa ve çatışmalarda özellikle "İsrail, Türkiye ve İran gibi devletlerin güç varlıkları nedeniyle öne çıkacakları, temel roller üstlenecekleri.." anlamında cümlelere yer verilmiş..
 
Hülasasında 4 ayrı senaryo yapılmış bu raporda..
Dünyanın geleceğinde yer alacak çatışmalar, savaşlar ve nihayet Ortadoğu’daki sınırları değiştiren senaryolar..
 
Özellikle “Cin şişeden çıktı” başlıklı bölümde, Irak ve Suriye’nin parçalanması sonucunda kurulacak 'kürdistan devleti' de vurgulanmakta.. Bunun da Türkiye’nin toprak bütünlüğüne bir darbe olacağı, Türkiye ve yakın bölgesinde büyük bir çatışma riskinin gelişeceği anlatılmakta..
*****
Adamlar babamızın oğlu değil ki ellerini tutalım, kalemlerini / klavyelerini kıralım da yazmasınlar böyle kötü şeyleri..
 
Ha, diyelim ki kasıtlı basılıyor bu raporlar ve kasıtlı sızdırılıyor.. Bunları da düşünüyorum;  ancak günümüzde öyle gelişmelere şahit oluyoruz ki, inanmamak elde değil..
 
Yıllarca öyle ilmek ilmek örmüşler ki insanlığın kaderini; her sosyal ve siyasal gelişmede izlerini görüyorsunuz bu emperyalist örgülerin..
 
İşte en basitinden Güneydoğu bölgemizde yaşananlar.. Yıllardır yine kardeşi kardeşe kırdıran, birbirine düşüren acı görüntüler, kan ve gözyaşları..
 
2030 yılına kadar tüm İslam ülkelerini kapsayan güya bir hilafet yapılanmasını itiyorlar, O koskoca devlet adamlarının önüne..
Kurguluyorlar, heveslendiriyorlar, yazılı taahhütler alıyorlar ya da zorunlu kılıyorlar.. Akılarına gelecek en küçük riskleri dahi ortadan kaldıracak hangi yasa varsa onları temin ettiriyorlar.. Hangi grup varsa onları dağıtıyorlar.. Hangi lider ya da toplum önderi varsa onları yok ediyorlar.. Ya yok ediyorlar, ya da yasayla, baskıyla, tehdit ve benzeri yöntemlerle yönlendiriyorlar.. 

Oturdukları yerden ülkelere karşı El Kaide’ler,  PKK.’lar, PYD.’ler, EL NUSRA’lar, IŞİD’ler üretiyorlar. Neticesinde caniliğin adeta alenileştiği günümüze bakın; 
   
IŞİD hem Araplara ve Kürtlere, hem de Türkmenlere aman vermiyor..
Kurşunluyor, bombalıyor, kesiyor, psikopatlarını öne sürmüş o da kendi kendine güya bir İslami devletçilik oyunları oynuyor, yani o da azdıkça azıyor..  Aslında yegane görevi Ortadoğu'da vahşet yoluyla etnik temizlik yaparak, Türkmen ve Araplardan boşalttığı yerleri kürtçü / ırkçı PYD güçlerine bırakıp, o bölgeden çekilmek.. Bir anlamda "buldozerlik" yani.. ABD'nin bir taraftan da "PYD'yi amerikan ordusunun bir kolu" olarak ilan etmesi ve güçlendirmesi boşuna değil..
    
Derken, üretilen bu canavarlar birbirine saldırmaya da başlıyor..
Bu çatışmalar sonucunda ilk olarak IŞİD tarafından can derdine düşürülen 1,5 milyon kürt nüfusu Anadolu topraklarına göç ediyor ve kabul ediliyor. Devamında BM’nin hazırladığı 04.04.2016 tarihli rapora göre Suriye’den toplam 4.837.208 kişi kayıtlı olarak göç etmiş. Bu rakam 2017 yılı ile artarak devam ediyor. 

İçişleri Bakanlığı'nın 15.02.2017 günlü resmi verilerine göre Türkiye’deki toplam mülteci sayısı 3.551.078 kişi.

Ülkemizin kendi içerisinde ise yılda 2,7 milyonun üzerinde vatandaşımız iç göç yoluyla (ki ağırlığı doğu ve güneydoğudan batı illerine)  yer değiştiriyor.

Yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin etnik yapısı kısmen araplaştırılıyor ve ağırlıkta da kürtleştiriliyor.. Sanki görünmeyen bir el doğu ve güneydoğumuzda da etnografik yapıyı sürekli olarak değişmeye zorluyor. Ortadoğu'dan gelen o kanlı domino taşı rüzgarının yansıması ve bunun yanısıra PKK'nın etkisi tabii ki..  

Nereye kadar dersiniz ?
Korkarım Kuzey Irak'ta Barzani'ye hazırlanan o noktaya kadar.. (ancak umarım Anadolu, Devletiyle ve topyekün Milletiyle buna izin vermez.. Şahsi inancım ve güvenim de bu yöndedir)
***** 
Hergün üst düzey profesyonel adımların atıldığı şu günlerde; yukarıda bahsettiğimiz Amerikalı istihbarat raporlarının son bölümünde yer alan sahnedeyiz; 
“Cin şişeden çıktı” bu sahnenin adı..
Evet aynen böyle yazıyor; "Cin şişeden çıktı !.."

Çıktı ve ilk altın vuruşunu yaptı;
Barzani'nin özerklik referandumu..
Devamı için müneccim olmaya gerek yok; peşinden başkanlık seçimi ve (güya) bağımsız bir kürdistan devletinin ilanı.. (bu arada ilk tanıyan devlet hangisi olur merak ediyorum doğrusu)

Evet, kürdistan adı ve avutmacalarıyla giydirilmiş bir yahudi devletinin kuruluşunu ilan edecek “cin” şişeden çıktı.. Ve  “vaad edilmiş topraklar için dile benden ne dilersen..” diyor Netenyahu’ya..

Netenyahu mu dedim ?
Evet sürç-ü lisan etmedim,
Netenyahu dedim..
O da şu günlerde Barzani'nin tırnaklarıyla göbeğini kaşıyor..
*****
02 Ekim 2014 demiştim değil mi yazımın başında da.
Zaman ne çabuk da akıyor.
Saatler de kuruldukları gibi aynen tıkır tıkır işliyor.
Ve şu alacakaranlık senaryoların, süfli emperyal raporların karşısında "Allah Türkiye Cumhuriyeti Devleti'mizi korusun, güç - kuvvet versin.." diyorum..
Ne diyeyim ki başka ?..


Sağlıcakla kalın..

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.