AHİLİK” diye adlandırılmış ve Anadolu insanının bireysel ve toplumsal gelişiminde önemli rol oynamış bir fikir akımı vardır..  İyi  ve ahlaklı insan olmanın Anadolu’da neredeyse ilk örgütlenmesi olan bu yapılanmadan bahsedeceğim sizlere.. Her yıl da ülkemizde 18 - 24 Eylül haftası kutlanan bir kültürel yapılanma..

Hemen söyleyeyim ki “AHİ”kelimesi “KARDEŞİM”  anlamına gelmektedir. 
 
1171 Yılında Azerbaycan’ın Hoy kasabasında dünyaya gelen Pir Ahi Evran, gençliğinde Horasan’a giderek Hoca Ahmet Yesevi’nin talebelerinden din, bilim ve felsefe konularında eğitimler almış; sonra da Bağdat’a ve oradan da Anadolu’ya gelerek Kayseri’ye yerleşmiştir. Asıl adı Nasırettin Mahmut El Hoyi olarak geçiyor.  
 
Selçuklu döneminde Anadolu Türkmenlerinin sosyal ve kültürel yönden gelişmesi yolunda hizmetlere başlamış;  13. yüzyıl Anadolu’sunda Hacı Bektaşi Veli ile sık sık istişarelerde bulunarak, bir rivayete göre Onun tavsiyesiyle  “Ahilik Teşkilatı” nı kurmuştur.
 
Kayseri’den itibaren bir süre Konya da ikametten sonra Kırşehir’e yerleşen Ahi Evran ve Anadolu’da sürekli yayılan Ahi Teşkilatları, Selçuklu’dan başlamak üzere Osmanlı’nın kuruluş öncesi döneminde de sanat, ticaret, ekonomi, ahlak ve felsefe gibi çoğu alanda toplumumuzun gelişmesine hizmet etmiştir. Günümüzdeki  “Esnaf Odaları” gibi bir örgütlenmenin içinde gelişen Ahilik;  “iyi ahlak, doğruluk, kardeşlik, yardımseverlik, birlikte ahenk içinde yaşamak”  gibi toplumsal ilişkileri düzenleyen konularda, hem aile içi hem de ticari hayatta bir sosyo-ekonomik düşünce yolunu açmıştır.
 
Dönemi yönünden şaşırtıcıdır ki, Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı tarafından kurulan “Bacıyan-ı Rum” yani “Anadolu Bacıları” adı altında faaliyet gösteren teşkilat da, Anadolu kadınlarının çalışma hayatı içerisinde aktif rol almalarını teşvik etmiş, yüzyıllar boyunca bu yönden çok hizmetlerde bulunmuştur. 
 
O dönemde bir insanın Ahilik Teşkilatına kabul edilerek “AHİ” olması için 7 kötü hareketi bağlaması ve 7 güzel hareketini de öne çıkarması gerekmektedir.  Bu 7 şartı incelerseniz, anılan felsefe biraz daha anlaşılır olacaktır. Bazı Türkçe olmayan kelimeleri anlamlarıyla düzeltip sıralarsak bu ilkeler;
 
     1- Cimrilik kapısını bağlamak, iyilik ve yardım kapısını açmak,
     2- Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, yumuşak huy ve sükunet kapısını açmak,
     3- Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak,
     4- Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, nefisle mücadele kapısını açmak,
     5- Halktan yana kapısını bağlamak, Hak'tan yana kapısını açmak,
     6- Gereksiz söz ve bozuk davranış kapısını bağlamak, marifet kapısını açmak,
     7- Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak..
 
Görüyoruz ki  “güzel ahlaklı ve erdemli insan”  olmanın, yine “toplum olarak kardeşçe yaşamanın” yolu bu kurallara bağlanmıştır. Günümüzde de neredeyse böyle değil mi zaten..  
 
Ahi Evran’dan ders alınacak o kadar güzel sözler var ki anlayana;
 
Eline, beline, diline sahip ol; kalbini, kapını, alnını açık tut..
Ahi’nin eli, kapısı, sofrası açık olmalı; gözü, beli ve dili kapalı olmalı..
Eşine, işine, aşına özen göster..
Harama bakma, haram yeme, haram içme..
Doğru, sabırlı, dayanıklı ol, yalan söyleme..
Büyüklerinden önce söze başlama, kimseyi kandırma, kanaatkar ol..
Dünya malına tamah etme, yanlış ölçme – eksik tartma..
Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil..
Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol..

Hülasa "Ahi kişi kendine istediğini, önce başkalarına isteyendir…" demek de isabetli olacaktır. Ki örneğin "sosyal devlet" olmanın, keza "toplumsal kardeşlik ve birliğin" çekirdek şifreleri bu cümlede gizlidir diye düşünüyorum..

 
Geçen yıl iki değerli arkadaşımla birlikte Kırşehir’deydim.. 
Gidiş amacımız da Ahi Evran Hazretleri’nin türbe ve külliyesini ziyaret ve inceleme idi..
Öyle taştan, çalıdan, çaputtan medet beklemeyen bir insan olmamla birlikte; gerçekten bu büyük zat’ın huzurunda iken insanın önlenemez bir sükunet ve huzura ulaştığını bizzat yaşadım.. Bursa’daki Emir Sultan Hazretleri’nin huzurundaki güzel duyguları çağrıştırıyordu..
 
Görülüyor ki, bugün çevremizdeki insanlarla ilişkilerimizde kardeşlik, karşılık beklemeden iyilik, yardımlaşmak, paylaşmak,  aile ve işimize gereken önemi vermek, sükunetle diyalog, kanaatli olmak, hırsa kapılmamak, her konuda hakkaniyete uygun davranmak,  gereksiz tartışma ve davranış bozukluklarına fırsat vermemek, yalan söylememek;  keza Allah’a, topluma ve kendimize karşı dürüst  olmak gibi güzel hasletlerimizi, şu yaşadığımız  21. yüzyılda öğrenmiş ve geliştirmiş değiliz..
 
Öyle TV dizileriyle toplumun önüne dayatılan çarpık ilişkiler gibi ucuz değil tüm bunlar; öyle sığ ve basit de değiller..
 
Dini inancımızın getirdiği ahlak ilkelerinden hareketlenen Hoca Ahmet Yesevi, Fahreddin Razi, İbn-i Sina, Farabi, Ahi Evranı Veli, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Emir Sultan Hazretleri, Somuncu Babalar, Yunus Emre’ler  ve niceleri.. Saymakla bitmez bu toplumsal gelişimin mihenk taşları..  Evet, saymakla bitmez ve yüzyıllara da sığmaz..
 
Günümüzdeki toplumsal çatışmaların ve kardeş kavgalarının durdurulması için en köklü çözümlerin, tarihimizden gelen bu mihenk taşları içerisinde mevcut olduğunu görmek gerek.. Yeter ki  bakmayı bilelim..

"Ahi Evran Haftası" kutlu olsun !.. 

Sağlıcakla kalın..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fazlı macit 1 yıl önce

Bu iyi araştırılmış yazınız aslen Kırşehirli bir vatandaş olarak gurur duymama neden
oldu.Ama Ahi Evran-ı Veli Hazretleri Tüm islam aleminin ortak bir değeridir.
TEBRİKLER VE TEŞEKKÜRLER

Avatar
Hüsamettin Taşdemir 1 yıl önce

Değerli Hocam; amacımız Anadolu'daki Türk adımlarını gelecek nesle taşımak ve tanıtmaktır. Bir nebze kayıta geçirebildiysek ne mutlu bize.. 1,5 günde 3 bini aştığını gördüğüm okuyucu sayımıza bakınca, birçok genç arkadaşımızın da okuduğunu zannediyorum. Bu önemli ve gönlüm rahat.. Esas olan Gençliğimizin özümüzün nerelerden geldiğini ve neler getirdiklerini öğrenmeleridir. Net bir örneğini karınca kaderince anlatmaya çalıştık. yabancı kültür emperyalistleri çalışıyorlarsa, evelAllah karşılarında bizler de çalışacağız.. Bu vatan Türk Vatanı ve bu Gençlik de bizim çocuklarımızdır.. İlginize teşekkür ederim.