Büyük bir proje !

Asrın en büyük uygulaması.

Hiç kimsenin aklına gelmeyecek dahiyane bir fikir.

Herkesin böyle söylediği proje ;

“Askıda ekmek uygulaması"

Gücü olanların bir ekmek fazla alarak hem fırıncı kardeşimize hem ihtiyacı olan kardeşimize katkıda bulunması acaba ne kadar insani ne kadar vicdani ve ne kadar İslami ?

Bir önceki neslin uygulamasında “Sadaka taşları" vardı.

Sadaka taşı, genellikle cami önüne, çeşme yanına vs. yerlerde ihtiyaç sahiplerinin alabilmeleri için paranın bırakıldığı özel yer. Kökenini Selçuklulara kadar uzandığı söylenir. Fakir insanları rencide etmemek için düşünülmüş bir modeldir. Parayı koyan gece koyar. İhtiyaç sahibi de ihtiyacı kadarını yine gece alırdı.

Eski‏ İstanbul’da dört yerde sadaka taşı varmış. Bunlardan bi‏ri Üsküdar çarşısında Mimar Sinan’ın yaptığı hamamın karşısındaki  Gülfem Hatun Camii’nin avlusundaymış. Diğerleri  de Üsküdar Doğancılar, Karacaahmet ve Kocamusatafapaşa’daymış. Bugün bu sadaka taşlarından sadece, Doğancılarda olanı d‏iki‏li‏ duruyormuş.

Bu hareket “Komşusu açken kendisi aç yatan bizden değildir" diyen peygambere kulak vermektir.

İslam’ı bilen ve İslam’ı yaşayan insanlar Yaradan’ın şu ikazına da uyarlardı.

“Sadakaları açıktan verirseniz, bu güzel bir şeydir. (Fakat) onları fakirlere gizlice verirseniz, sizin için daha hayırlı olur.” (el-Bakara, 271) buyurmuştur.

Müfessirler bu âyetten zekâtın açıktan verilmesi, sadaka ve diğer hayır-hasenâtın ise gizlice yapılması gerektiği hükmüne varmışlardır.

İnfâk husûsundaki en güzel uygulama “sağ elin verdiğini sol ele bile fark ettirmemek” tarzında milletimizin de darb-ı meselleştirdiği bir ölçüdür.

Aslında “Askıda ekmek” uygulaması bir dilenme hadisesidir. Hadise göre bu uygulamadan faydalanacak olan, askıda ekmeği dilenmek ancak şu üç kişiye caizdir:

1- Toprağa yapıştıracak fakirliğe uğrayana (son derece fakir düşene),

2- Altından kalkamayacak kadar borç altına girene,

3- Aralarını bulmak için kan parasını yüklenen kimseye.

İnsanları dilenmeye değil de çalışmaya sevk eden bir Peygamberimiz vardı bizim. Enes b. Malik’den rivayete göre bir gün Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) huzurunda Ensar‘dan birisi gelerek bir şey istedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: “Evinde bir şey var mıdır?” diye sual etti.

O adam: “Evet, Ey Allah’ın Resulü! Bir çulumuz var, bir kısmını altımıza seriyoruz, bir kısmıyla da örtünüyoruz. Bir de su kabımız var, onunla da su içiyoruz” diye cevap verdi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Öyleyse hemen kalk, çul ve su kabının her ikisini de al, bana getir” dedi. O kişi gitti, her ikisini de getirdi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), çul ile su kabını eline aldı, yanındakilere göstererek: “Şu iki eşyayı satın alacak kimse var mı?” dedi. Cemaatten bir zat: “Ben her ikisine bir dirhem veririm.” dedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki ya da üç defa: “Bir dirhemden fazla veren yok mu?” diyerek sözünü tekrarladı. Daha sonra başka biri: “Ben iki dirheme alırım” dedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çulu ve su kabını o zata sattı.

İki dirhemi aldı, Ensardan olan o kişiye verdi ve şöyle buyurdu: “Bu paranın bir dirhemiyle yiyecek bir şeyler al, ailene bırak; bir dirhemiyle de bir balta al, bana getir.” O adam gitti, bir balta aldı, geldi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) baltaya kendi eliyle bir sap taktı. Sonra da o adama vererek şöyle buyurdu: “Al bunu git odun kes, topla, sat. Seni on beş gün görmeyeceğim.”

O adam gitti, odun kesti, topladı, sattı. Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) huzuruna geldiğinde on beş dirhem kazanmıştı. Bir kısmıyla giyecek, geri kalanla da yiyecek almıştı. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine şöyle buyurdu: “Şu hâlin, kıyamet günü dilencilikten dolayı yüzünde siyah bir nokta olduğu halde gelmenden daha hayırlıdır.."

Bu nedenle insanları “Askıda ekmek” uygulamasına sevk etmek yerine, onları çalışacakları bir işe yönlendirmek hususunda projelerin geliştirilmesi bu milletin yapısına daha uygun olacaktır.

İnsanlarımızı iş sahibi yapıp bunların hiç kimseye avuç açmaması için iş sahibi nasıl yapalım projesi yerine askıda ekmek uygulaması biraz düşündürücü olmalı.

Hele hele “Turan” gibi büyük bir hedefi olan kitlenin “Askıda ekmek” uygulamasıyla buraya nasıl gideceklerini de düşünmesi gerekir.

Elimizdeki gücü daha büyük idealler için kullanalım.

Elimizde bulunan “TIR” ile pazardan bir file ekmek alıp gelmeyelim.

Aç ve yoksun millete büyük hayaller kurduramazsınız.

Bu projeler halkın fakirleştiğinin ikrarıdır.

Onları açlığa mahkum etmişseniz, sadece günlük ekmeğini düşünecek fırsatı vermiş olursunuz.

Devlete etki gücünüzü biliyorsanız ;

Bir adım daha ileri giderek “Her caminin altına bir infak evi açılması" projesini uygulayın.

Yavan ekmek yerine, Yıllarca ağzına et girmeyen insanların kursağına “Kavurma” projesini uygulayın.

Asırlardır camiye gelen insanlardan para toplayan diyanetin bu insanlara geri dönüşünü sağlamış olursunuz en azından.

En önemlisi etrafınızdaki düşünen adamlarla (!) Şu andaki dağılmışlığı önleyecek

“Birlik projelerini” uygulayın,

“Dilenen Türkiye” yerine “Kalkınan Türkiye” projelerini uygulattırın bence.

Tabi etrafınızda koltuğundan başka şeyi düşünen insanlar var ise !

İşte o zaman Hacı Bektaşi Veli Hazretleri’nin dediği gibi ;

Bir oluruz,

İri oluruz,

Diri oluruz….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.