Bursa Arena E'Gazete
2019-04-03 00:57:16

Seçimin Röntgeni

CAN PULAK

03 Nisan 2019, 00:57

Kim demiş yerel seçimde partilere değil, kentlere daha iyi hizmet edecek adaylara oy verilir diye. Bu seçimde öyle olmadı işte…

Genelde oylar partilere verildi. Muhalefete verilen oylar, kim ne derse desin iktidara tepki oylarıydı. Devamlı azarlanmaktan, ötekileştirilmekten, hatta terörist damgası yemekten şikayetçi olanlar, ülkenin sisteminin değişmesini zararlı görenler, ekonomik krizden ve pahalılıktan bunalanlar filan toplanıp, iktidara esaslı bir darbe vurdular. Şöyle böyle değil, hayli sert bir darbe…

Bakmayın siz AKP Genel Başkanının balkon konuşmasına.. Biz yine yüzde 51,5 oyla birinci partiyiz demesine, bazı illeri kaybetsek bile tüm ilçeleri hala bizim tesellisine. Istanbul ve Ankara gitti mi, zaten gerisini konuşmaya gerek yok. Başkent’i ve ülkenin gözbebeği İstanbul’u kaybeden, buralardaki müthiş gücünü eriten bir parti, yaptığı büyük yanlışları ve yönetim hatalarını görmezse eğer, gelecekteki daha da küçülme hızının yaratacağı paniği kolay atlatamaz.

Önce şu 51,5 meselesinin üzerinde duralım. Yüzde 51,5 oyun hepsi AKP’nin değil. Bunun yüzde 6,5 civarı MHP’ye verilen oylar. Öyle olunca AKP’nin son büyük seçimdeki yüzde 52’lik kazancı, belediye seçiminde yüzde 45,5’ta kalmış. Büyük düşüş bu.. Sen devletin tüm güç ve imkanlarını kampanyada kullan, genel başkanını her yerde konuştur, aynı günde 4 ilde - 6 ilçede gezdir, yetmedi tüm televizyonlarda konuşmalarını ver. Sonuçta gelen oylara ve kaybettiğin yerlere bak. Buna büyük darbe denmez de ne denir?

Ankara’da Mansur Yavaş’a atılan çamur ters tepti. Yavaş’ın oylarını arttırmaktan başka işe yaramadı. CHP’nin İstanbul adayı ise gerçekten sempatik, akıllı ve çok başarılıydı. Altına dikkatle yerleştirilen iktidar mayınlarına basmadı, diline çok hakimdi ve herkesi adil şekilde kucaklamaya özen gösterdi. İktidarın milletten esirgediği davranışı ustaca kullandı diyebiliriz. İstanbul ve Ankara başarısından sözederken, Antalya, Artvin, Adana, Mersin, Bolu, Kırşehir ve Bilecik zaferlerini de görmezden gelemeyiz. Buralara hizmet gitmedi mi, gitti ama mutfağın feryadı, ekonomik kriz, gelecek kaygısı tabloyu tersine çevirdi işte. "Beka" söylemine de kulak asan olmadı, "bunların hepsi terörist" iddiasına da…

CHP çok yerde yaptığı aday yanlışlarına ve başarılı başkanlarını aday göstermeme yanlışlarına rağmen, durumu bir miktar toparladı sayılır. AKP’nin oy deposu kalelerini, HDP’nin büyük desteğiyle ele geçirdi. Doğu ve Güneydoğu’da oylarını kendi adaylarına veren HDP’liler, diğer yerlerde olduğu gibi CHP’ye yüklendiler ve başarıda önemli bir pay sahibi oldular. CHP ve İYİ Parti, AKP’nin iddia ettiği gibi HDP’yi ittifaka sokmadılar ama, desteğini de açıkça reddetmediler. Reddetseydiler eğer, bugün bambaşka bir tablo karşısında kalacak ve AKP’nin yeni bir zaferine şahit olacaktık.

Bu seçimde MHP’nin oylarını nasıl olup da arttırabildiğini çözebilmiş değilim. Öyle ya, sen kalk Türkiye’nin milliyetçi bilinen partisini, her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını söyleyen bir partiye yapıştır. Buna rağmen yüzde 6,5 oy al, inanılacak gibi değil ama, gerçek bu işte. Siyaset matematikçileri ne der bilemem, televizyon bülbülleri bunu nasıl yorumlarlar tahmin edemem. Ama ortada bir gerçek var ki, düne kadar karaladığı bir liderle kolkola giren Bahçeli, bu işten galip çıkmıştır. Normali, bunca büyük hatalar yapan Bahçeli’nin oylarının büyük bir kısmını Meral Akşener’e kaptırmasıydı. Olmadı, olmamasının sebebi de Akşener’in teröristlerle işbirliği yaptığı iddiası ve "Beka" lafının MHP pazarında taraftar toplamasıydı.

Seçim bitti, ama tartışmaları ve itirazları henüz bitmiş değil. Bugün herkes kabul etmektedir ki, seçimler normal şekilde ve yasalara uygun biçimde yapılmış ve sonuçları net olarak görülmüştür. Ama buna rağmen iktidar, kaybetmenin verdiği büyük acıyla Yüksek Seçim Kurulu'na itirazlarını peşpeşe yapmaktadır. Bu itirazlar sonuçları değiştirirse, seçilen başkanlar ciddi bir gerekçe olmadan evlerine gönderilirse, Türkiye’nin beklediği huzur gelmez ve siyasi gerilimler daha da artar ki, böyle bir gelişme ekonomik krizin etkisini çok daha fazla arttırır.

Artık milleti seçimler ve sonuçlarıyla daha fazla yormayalım. İktidar nerede yanlış yaptığını artık görmek, kabullenmek ve önlemlerini süratle almak durumundadır. Yapılacak ilk iş, milleti ayırımsız kucaklamak, partilerarası siyasi diyalogu başlatmak, milli meselelerin üzerine birlikte gitme alışkanlığını kazanmak, vücut ve siyaset diline dikkat etmek, devamlı konuşmak yerine devamlı çalışmaktır. İç ve dış politikamızı yeniden gözden geçirmek, üretim imkanlarımızı geliştirmek, milleti tembelliğe alıştıran karşılıksız mali destek ve sosyal yardım adı altında yapılan hatalı uygulamaları sonlandırmak, devletin israf politikasına dur demek lazım. Yönetim çarklarını iyi ve akıllıca çevirmek, devlet personelini iyi çalıştırmak, kurumları ve müesseseleri ehil ellere bırakmak, köylere ve çiftçilere, hayvancılığa destek vermek gerekiyor. Bu arada Ordu’muzu iyice güçlendirmeli, kaybettiğimiz iyi yetişmiş ve çok değerli personeli tekrar silahlı kuvvetlerimize kazandırmalı, askeri okul ve hastaneleri tekrar açmalıyız.

Görüyorsunuz iktidarın yapacağı çok iş var. Önce ekonomimizi düzeltecek, ülkeyi krizden kurtaracak, pahalı ve gereksiz yatırımlardan vazgeçecek, böylece ülkeye rahat bir nefes aldıracaktır. Ayrıca dini siyasete alet etmekten vazgeçmesi de şart. Aksi halde ülkenin tansiyonu da, gerilimi de, kaygıları da, problemleri de daha çok artar.

Umarım iktidar bu seçim sonuçlarından dersler çıkarır.

Yerel seçim sonuçlarının ülkeye hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, seçilen başkanlara başarılar diliyor, görevden ayrılan ve kentine hizmet eden eski başkanlara da bir vatandaş olarak teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolsunlar.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.