Bursa Arena E'Gazete
2017-02-20 09:07:49

Mücahit Erbakan’ın ardından..

HASAN KARABULUT

20 Şubat 2017, 09:07


Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın dört çocuklarının en büyüğü
olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkez, Baba tarafı ise, 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır. İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. 1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesi'ni bütün okul hayatı boyunca tüm derslerden “100” alıp 1943'te birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hakkı kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Sınavda da Türkiye 1. si oldu. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te, öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı. Teknik üniversitedeki dönem öğrencileri arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'nden 1948 yılında mezun oldu. Aynı yıl "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu (1948-1951). Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi.
Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de Aachen Teknik Üniversitesi doktorasını yaptı. Klockner Humboldt Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman Ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt
ile çalışmalar yaptı ve Alman üniversitelerinde doktorasını verdi.
1953'te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye'ye
döndü. 1954'te, 27 yaşındayken İTÜ'de doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere altı aylığına tekrar Almanya'nın Deutz fabrikalarına gitti. Mayıs 1954-Ekim 1955 arasında askerlik yaptı. Tekrar üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor'u kurdu ve motor üretimini gerçekleştirdi. 1965'te Profesör ünvanını aldı. 1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliği'ne seçildi. Aynı yıl, TOBB'da sekreteri olarak görev yapan Nermin Hanımla 1943 yılında evlendi. Üç çocukları dünyaya geldi. Zeynep-Elif-Fatih.
Bu dönemde, büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu
tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayıs 1969'da TOBB genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi (AP) hükümetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.
Çalışmalarının siyasiler tarafından engellendiğini
fark ederek siyasi çalışmalara başladı. 1969'da Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Milli Nizam Partisi'ni (MNP) kurdu. Ancak parti 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi'nden kısa süre sonra, "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla açılan dava sonunda 20 Mayıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı; yöneticileri hakkında ise ceza davası açılmadı. Türkiye'ye dönüşüyle ilgili olarak Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi'nin oylarını bölmek amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ile Orgeneral Turgut Sunalp tarafından ikna edilerek Türkiye'ye döndüğü iddia edildi. 11 Ekim 1972'de MNP kadrolarıyla Milli Selamet Partisi'ni (MSP) kurdu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde Milli Selamet Partisi %12 oy alarak 48 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden hemen sonra Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi'yle, CHP ile MSP arasında kurulan koalisyon hükümetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Bu dönemde, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yapılmasını savundu ve Kıbrıs'a çıkarma emrini verdi. Kıbrıs Fatih'i olarak anıldı. Harekattan sonra adanın tamamının ele geçirilmesini savunan Erbakan, Ecevit ile görüş ayrılığına düştü. Ecevit tamamının ele geçirilmesini kabul etmedi.
Bu yıllarda Türkiye de kurulan Milli Cehpe
Hükümetlerinde aktif rol üstlendi. 6 Eylül 1980'de MSP’nin Konya'da düzenlediği “Kudüs Mitinginin” 12 Eylül Askeri müdahalesinin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.
12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte 'MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak'
suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı. 1983'te hakkında verilen hüküm Askeri Yargıtay'ca bozulduktan sonra beraat etti.
1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylamasıyla
yasakların kaldırılmasıyla tekrar siyasete döndü. 11 Ekim 1987'de Refah Partisi Genel Başkanı seçildi. Refah Partisi'nin Milliyetçi Harekat Partisi (MHP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'yle (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili seçildi.
Milli Görüş Hareketi'nin
tarihindeki en büyük başarıyı elde ettiği 1995 seçimlerinde Refah Partisi, aldığı yüzde 21,37 oy oranı ve kazandığı 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Doğru Yol Partisi (DYP) ile Anavatan Partisi (ANAP) arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon hükümetinin istifasından sonra DYP ile kurduğu REFAH-YOL hükümetinde, 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükümeti başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası 1 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7,5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 11,96'sınden binde 12,37'sine yükselmiştir. Yaptığı reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu sayabiliriz. Denk bütçe ve havuz sistemi (kamu tek hesabı) ile büyük bir başarı da elde edilmiştir.
Şer güçlerin kurduğu “5’li çete”
ile, "post-modern darbe" olarak adlandırılan 28 Şubat Süreci ile Erbakan’ı istifa etmeye zorlasa da bu teşebbüs ilk etapta başarıya ulaşamamıştır. Koalisyon 30 Haziran 1997'ye kadar devam etmiştir. 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "yasadışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri" nedeniyle Refah Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin "laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini" belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu. Açılan kapatma davası sonunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin kapatılmasına ve aralarında Erbakan'ın da olduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Refah Partisi'nin kapatılma kararından bir ay önce Milli Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi kuruldu, partinin başına önce İsmail Alptekin, ardından da M. Recai Kutan getirildi.
17 Ekim 2010'da tekrar Saadet Partisi'nin
tekrar genel başkanlığına seçildi. Sağlık durumu giderek kötüleştiği halde vefat ettiği güne dek kurmaylarıyla parti ve ülke meseleleri hakkında görüşmelerine devam etmiştir. 19 Ocak 2011'de ayağında nükseden damar iltihabı rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından, daha sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara'da Güven Hastanesi'nde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı ahret hayatı başlamış oluyordu.

Vasiyetine uygun olarak resmi devlet töreni tertip edilmemişti. 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara'da Hacı Bayram Camii'nde sabah namazına müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra, naaşı İstanbul'a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrası Zeytinburnu Merkezefendi Mezarlığı'na hareket edilmiştir. Mezarına, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in mezarından getirilen topraklar
serpilmiştir.
Cenazesi mahşeri bir kalabalık eşliğinde devlet töreni yapılmadığından dolayı da devlet erkanının, Milli Görüşçülerin
yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve İslami Hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak, naaşı aile kabristanının da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir. Bütün yaşantısını Allah’ın rızası doğrultusunda yaşama gayretinde olmuştur. Tarihe damga vuran liderlerden olup, yaşamı boyunca “bütün insanların iki cihanda kurtuluşu için” çalışmalarda bulunmuştur. Mekanı Cennet olsun.


Not: Yazımızda TV5 in hazırladığı videodan yararlanılmıştır.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.