Bursa Arena E'Gazete
2020-01-12 00:21:41

Kırıkkale denilince..

ALİ KAYBAL

12 Ocak 2020, 00:21

Bir dostumuz şöyle der; “Biz niye böyleyiz?..”

Tekrar tekrar sorulacak,

Tekrar tekrar yazılacak bir yazı dizisi.

Ben de öyle yaptım.

...

Sahi "Kırıkkaleli" denilince sizin aklınıza ne gelir?

Kırıkkale insanı Ceviz ağacı gibidir. Kalitesi yüksektir.

Gölgesine girene serinlik verir. Lakin etrafında başka bir ağacın yetişmesine de müsaade etmez.

Ancak, uygun ortam, uygun tezgah hazırlandığı zaman istediğin mamulü üretebilirsin.

Sırtını bir kez sıvazla yeter; Önünde dağ olsa durmaz gayri.

Toprağının özelliğini yansıtır.

Namus, bayrak, inanç ve millet kavramlarına sıkı sıkıya bağlıdır.

Düşman ayağı değmeyen bu toprakların nezafetini taşır düşüncelerinde.

Bu değerlerine kem gözle bakılmasına, yanlış bir söz denilmesine asla müsaade etmez.

O denli haşin ve kabadır. Hamasi duyguları da her zaman kabarıktır.

Bu durumu, toprağından kaynaklanan bir özelliktir.

...

İnsanları bölgesinin havası, suyu ve toprağı ister istemez etkiler.

Sürekli yağış alan, ağaçlık bölgelerde bir fide dikmek isteseniz, elinizle toprağı eşeleseniz toprak eşilir.

Bu bölgede yaşayan insanlar mülayim olurlar. Haşin davranışlar sergilemezler.

Aynı işi Kırıkkale gibi toprağı kıraç olan bir yerde yapmak istediğinizde farklılıkları göreceksiniz;

Elinizde kazma, toprağa vursanız geçmez o ucu sivri alet.

Geçmedikçe hırslanırsınız.

Hırslandıkça daha güçlü vurursunuz.

Vurdukça da bir avuç toprak koparabilmek için kan ter içinde kalırsınız.

Bu hırslı ve haşin davranışlar bütün işlemler için geçerlidir.

İşte bu hırs var ya bu hırs, Kırıkkale insanına her zaman pahalıya mal olmaktadır.

Kendi kendine yetebilmenin verdiği özellikle ve aşırı öz güvenle bir başkasının aklını kabullenmezler.

Onun içindir ki, hiçbir zaman gerçek manada ve uzun süreli bir araya gelememişlerdir.

Sadece üç beş menfaat kaçkını bu özellikleri kullanabilmiş, onların da bu topluma ve toprağına bir faydası olmamıştır.

Böylece, birleşmeyi beceremedikleri için bölüşmeyi de becerememişlerdir.

...

Yıllar önce Türkiye’nin neredeyse hiçbir yerinde halkın sermayesiyle şirketleşme hadisesi vuku bulmazken; Kırıkkale’de 1071 kişiyle “Kimeski" adıyla bir oluşum meydana getirilmişti. Ülkenin en kafası çalışan, en cefakar, en vatanperver insanları bir araya gelmişti. Dedik ya “Kargadan başka kuş tanımayan" bu insanlar, liderlik konusunda da kendilerinden başka bir ismin varlığını kabul edemedikleri için; birbirlerine sürtünme suretiyle, yani birbirlerini aşındırarak yok olup gitmişlerdir.

...

M.K.E (Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu) derseniz, acısı farklı boyutlara taşınmaktadır. Stratejik devlet yatırımı olduğu için, toplumun özel sektördeki müteşebbislik yönünü köreltmiş, sadece işçi ruhu taşıyan bir topluma vesile olmuş ve topluma tek hedefi de "emeklilik" olarak işaret etmiştir. İnsanlar ömürlerinin en verimli zamanı olan "40 yaşında işçi emeklisi" olmuşlardır. Bu defa yuvasından düşen yavru kuşlar gibi ne yapacaklarının şaşkınlığı içinde yalpalayarak bir o yana, bir bu yana vurmuşlardır. Bu ortamda da gelişen üniteler haliyle ya kahvehaneler, ya cemaatler, ya da meyhaneler olmuştur.

Haşin dalgalar, kıyıdan bir parça koparabilmek için yalıyarlara vururken, bunlar kendi aralarında anofer oluşturmuşlardır.

...

Kırıkkale’ye "kiracı" olarak gelen “S..” isimli bir firma bunların sayesinde mal ve mülk sahibi olarak, İstanbul’da kaybolmakta olan itibarlarını düzeltmişlerdir.

Elimizde dünyanın en ünlü iki sanatçısı bulunurken bile, bunların Kırıkkale’ye getirecekleri faydanın bile farkına varılamamıştır.

Birincisi "Kralların Ressamı" diye anılan Rahmi Pehlivanlı..

Onun doğduğu evin bu işe sahipleri tarafından uzunca bir süre tahsis edilmek istenilmemesi ayrı bir garabettir.

İkincisi Türk Abdal Kültürü mirasının önemli taşıyıcılarından Hacı Taşan..

Onun gibi Türkiye’nin hayran kaldığı bir sese biz de bigane kalınmıştır. 

Ne acı sonuçlar değil mi?

...

Kırkkale’de Valilik yapmış eski bir bürokrat, bu toplum için bakın nasıl bir teşhiste bulunuyor;

Eğer bir Kırıkkaleli Kırıkkale dışında bir yerde ise mutlaka orada lider durumundadır. Eğer orada ikinci bir Kırıkkaleli varsa onun yardımcısı durumundadır. Ancak üçüncü bir Kırıkkaleli varsa onlardan bir halt olmaz.."

...

İşin temelinde yatan gerçek şudur;

Kırıkkale insanı samimi duygular içerisinde birbirine açılamamaktadır.

Elin adamı sırt sırta verir, göğe çıkmanın hesabını yapar.

Bizim insanımız sırt sırta verdiğinde, diğerini nasıl alta alırımın hesabını yapar.

Bu nedenle de dışarıdan gelen insanlara, kendisini idare etmede kayıtsız, şartsız teslim etmektedir. Bu vahim davranışın sonucunda da adımlar her gün zarara doğru atılmaktadır.

Kırıkkale’nin samimi bir lidere ve O liderin etrafında oluşacak güvene ihtiyaç vardır.

...

Şu andaki oluşumlar mı?

Kağıttan adamların ortaya koyduğu yapaylık..

Atalar boşa demiyor; "Bir elin nesi var iki elin sesi var."

Bizim bir holdingimiz bile yok.

Şehrin kaymağını da hep dışarıdan gelenler yiyor.

İster yerli olsun, ister yabancı olsun, yükünü yüklenen de alıp gidiyor.

Kızılırmak gibi boşa akıp gidiyoruz vesselam..

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.