Bursa Arena E'Gazete
2018-04-13 23:59:55

Detoks; İçimizdeki Temizlik Sistemleri (2)

ÜMİT YURTKURAN

13 Nisan 2018, 23:59

İnsan vücudu yaradılış gereği normal şartlarda (ortalama) 120 yıl dayanacak ve kazalar ya da öngörülmeyen olaylar haricinde bu süre boyunca tamamen fonksiyonel kalacak donanıma sahip şekilde tasarlanmıştır. Bu sürenin erkene alınması ya da yaşadığımız ömrün hastalıklarla boğuşarak tüketilmesi tamamen kendi yaptığımız yanlışlar nedeniyledir.

Sağlığımızı olumlu ya da olumsuz olarak etkileyen pek çok faktörün kendi elimizle yaptıklarımız sonucu olmasına rağmen, ne zaman hangi hastalığa yakalanacağımız kendi kontrolümüzde değildir. Vücudumuz genelde hiç istemediğimiz bir zamanda, hiç ummadığımız bir yerde; bizi yarı yolda bırakarak başkalarına muhtaç hale getirebilmektedir.

Beden veya ruh sağlığımızın bozularak, vücudumuzun bizi hasta yatağına veya tekerlekli sandalyeye mahkum etmemesi için, hangi yanlışlardan uzak durmamız gerektiğini, ona destek olmak için nasıl bakım yapacağımızı, hangi şartlarda sağlıklı ve uzun süreli çalıştırabileceğimizi çok basit şekillerde de olsa öğrenmemiz gerekir.

Çeşitli şekillerde hücrelerimizde oluşan, ya da çeşitli faktörlere bağlı olarak dışardan aldığımız ve sağlığımız için risk teşkil eden toksinleri (zehirli atıkları) ve diğer pislikleri tekrar vücudumuz dışına atmak veya zararsız hale getirebilmek için bedenimiz, “Karaciğer, böbrekler, sindirim sistemi (özellikle kalın bağırsak), solunum sistemi (özellikle akciğerler), yağ dokuları, tüm cildimiz, ter bezleri, kaslar ve tendonlar, kemik dokuları (özellikle eklemler), gözler, kulaklar ve burun” gibi “Detoks sistemleri” ile donatılmıştır.

“Bu sistemler tüm vücudumuzun iç temizlikçisi gibidir” 

Dışardan aldığımız kimyasal toksinlerin yanı sıra, normal metabolizma faaliyetlerimiz sonucu ortaya çıkan çok çeşitli asitler ve toksinleri de sürekli temizler. Bu sistemin gelişmişliği ve karmaşıklığı en ünlü, en bilgili biyokimyacılar için bile son derece şaşırtıcıdır. “Nasıl bu kadar etkin olabildiği halen çözülebilmiş değildir”.

Bedenimizdeki bu detoks organ ya da sistemlerinin tamamı da, bir biri ile tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde çalışırlar. Biri işini yapmakta zorlanmaya başladığı anda, bir diğeri onun yardımına koşar. Ancak kapasiteleri sonsuz değil sınırlıdır. Bu sınırlar zorlanmaya başladığı andan itibaren, çeşitli şekillerde uyarılar verir ve neticede hastalıklar ortaya çıkmaya başlar.

Örneğin kalın bağırsak ve karaciğerimiz toksinlerle dolup, temizleme işlemini tam olarak yerine getiremeyecek hale gelmişse; burun, gözler, deri ve akciğerlerle bağlantılı sistemlerimiz görevi devralır. “Hastalık zannederek hemen doktora koştuğumuz”, cildimiz de oluşan sivilceler, sedef, egzema, çeşitli alerjik reaksiyonlar, burun akıntısı, gözlerdeki çapaklanma veya öksürükle balgam çıkarma gibi belirtilerin tamamı, “Fabrika ayarlarımız” nedeniyle detoks sistemleri arasında gerçekleşen, görev üstlenme sorumluluğu sonucudur.

Bu gibi durumlarda ilaç diye cildimize kortizonlu kremler sürülür, gözümüze damlalar, burnumuza spreyler kullanılır. Bunlar sadece belirtileri ortadan kaldırmaya yönelik basit önlemlerdir. Asıl neden hiç düşünülmez, ya da hiç dikkate alınmaz.

Halbuki semptomları ortadan kaldırmak için kullanacağımız hiçbir ilaç veya her hangi bir sağlık kuruluşunda yapılacak hiçbir tedavi, kalın bağırsağımızın kirlenmesine, çürümüş atıklarla tıka basa dolmasına neden olan “Kötü beslenme alışkanlıklarımızı” değiştirmez veya ortadan kaldıramaz.

“Her hastalığın kendi nedeni vardır ve nedenler hiçbir ilaçla ortadan kaldırılamaz”.

Hipokrat (M.Ö. 460 – M.Ö. 370)

“Bu kirlilikten kurtula bilmemizin”, iç organlarımızı, sistemlerimizi, eklemlerimizi temizleyip, daha sağlıklı çalışır hale getirerek hastalıklardan korunabilmemizin tek yolu, hayat tarzımızı değiştirerek, günlük hayatımızdaki toksin kaynaklarından uzak durup, kötü beslenme alışkanlıklarımızı terk edip, “En kapsamlısından, en basitine kadar çeşitli detoks programlarını” kendi kendimize uygulamamızdır.

Vücudumuzdaki içsel kirlenme, özellikle beslenme tarzımıza, zamana ve kötü alışkanlıklarımıza bağlı olarak değişiklik gösterir. Biriken toksinlerin yoğunluğu bağışıklık ve detoks sistemlerimizin baş edebileceği limitlerin altında kaldığı sürece, sağlık problemleri yaşamayız. Ancak vücudumuzdaki kirlenme bu limitlerin üzerine çıktığı vakit, vücudumuzda uyarı niteliğinde değişiklikler ve semptomlar ortaya çıkmaya başlar.

Eğer bu değişiklikler ve uyarılar hakkında birazcık bilgi sahibi olur ve ne zaman ne yapacağımızı da bilirsek genetik ya da kronik gibi isimlendirmelerle tedavisi yok denilen hastalıklarda dahil olmak üzere, pek çok hastalığı önceden önlememiz mümkün olabilecektir.

Uzun yıllar Moskova Sağlık Bilimleri Başkanlığı yapan ünlü yazar Prof. Mikhail Tombak, "Can We Live 150 Years?.." adlı kitabında, vücudumuzdaki içsel kirlenme belirtilerini aşağıdaki şekilde sıralamıştır.

“Bedenin İçsel Kirlenme Dereceleri

Birinci derece - Beden sağlıklı görünmesine rağmen sürekli yorgunluk hissetme

İkinci derece - Başta ve kemiklerde ağrılar

Üçüncü derece - Çeşitli türden alerjiler

Dördüncü drce - Kistler, kitleler, taşlar ve şişmanlık

Beşinci derece - İç organlarda, kemiklerde ve eklemlerde şekil bozuklukları

Altıncı derece - Sinir sistemi rahatsızlıkları

Yedinci derece - Hücre ve organlarda, sonuçta kansere yol açan yozlaşmalar...

İlave olarak ben de diyorum ki; sabah uyandığınızda yataktan çıkmayı canınız istemiyorsa, basen ve göbek çapımızın büyümesine engel olamıyorsanız, erken yaşlarda saçınız dökülmeye başlamışsa, yolda yürürken veya merdiven çıkarken dizleriniz ağrıyorsa, terlediğinizde vücudunuzdan kötü kokular gelmeye başlamışsa, sık sık üşütüp hasta oluyorsanız bedeniniz toksinlerle yeteri kadar kirlenmiş mutlaka içsel temizlenmeye ihtiyacı var demektir.

Bu kadar yoğun kirlilik arasında sağlıklı ve uzun yaşamak istiyorsak, vücudumuzu ve ruhumuzu temizleyecek, dinlendirecek, metabolizmamızı güçlendirecek ve sistemlerimizi dengeleyecek çeşitli detoks programları için zaman ayırmak zorundayız.

Gündüzleri sınırları zorlayacak derecede, yeryüzündeki diğer tüm milletlerden daha fazla çalışan, geceleri yeteri kadar eğlenen ve modern sanayi kirliliğini en yoğun biçimde yaşayan Japonlar, kişisel yaşam alışkanlıkları konusunda geleneksel yöntemlerine bağlı kalarak, içsel temizliklerini destekleyecek beslenme tarzları nedeniyle, dünyadaki en uzun ortalama ömre sahip millet olmuşlardır.

Günümüzde çok çeşitli detoks programları vardır. Bazıları beslenme sistemimizi değiştirerek, içeceğimiz bitkisel çaylar, yağlar, sebze suları ya da meyve suları gibi günlük basit takviyeler yardımıyla yapılırken, bazıları da (tam beden temizliği ya da karaciğer temizliği gibi) belirli sürelerle uygulanması gereken kapsamlı programlar şeklindedir. Genel sağlığımız için, vücudumuzda biriken toksinlerin atılmasını destekleyecek olan bu 'Detoks programları'ndan hiç değilse kolayımıza gelenlerinin zaman zaman mutlaka uygulanması şarttır.

Eğer içsel kirlilikten olabildiğince temizlenmiş, organları, sistemleri uyum içerisinde, sağlıklı bir şekilde çalışan, enerjik ve hareketli bir vücudumuz olsun istiyorsak, öncelikle “Tam beden iç temizliğinin yapılması şarttır”. (*) Tarif edildiği şekilde kurallara uygun olarak yapılacak kapsamlı detoks (temizleme) programlarının her aşaması, sağlığımız üzerinde gözle görülebilir şekilde olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Çeşitli metotlarla “Kalın bağırsağımızı temizlediğimiz takdirde” kabızlık, hazımsızlık, şişkinlik ve mide ekşimesi gibi şikayetlerimiz sona erecek, gastrit, ülser gibi hastalık nedenlerinin bir kısmı ortadan kalkacaktır.

“İtina ile yapılmış bir karaciğer temizliği”, sindirim sistemimizin daha düzgün çalışmasına, hafızamızın güçlenmesine, daha genç, daha enerjik ve daha dayanıklı görünmemize, cildimizin canlanmasına, daha parlak saçlara, daha iyi gören gözlere sahip olmamızı sağlayacaktır.

“Böbreklerimizi temizledikten sonra”, gözlerimizin altındaki torbalar kaybolacak, böbrek şikayetlerine bağlı yüksek tansiyon ortadan kalkacak, kan basıncımız dengelenecek ve bel bölgemizdeki ağrıların bir kısmı sona erecektir.

“Temizlenmiş lenf ve kan damarları”, bağışıklık sistemimizi güçlendirecek, bizi enfeksiyonlardan, damar tıkanıklığından, yüksek tansiyondan, beyin kanamasından, felçten, varisten, kalp krizinden ve daha birçok hastalıktan koruyacaktır.

Kısacası; “itina ile yapılacak tam beden iç temizliği sonunda”, kendimizi hem bedenen hem de ruhen yenilenmiş gibi hissetmemiz mümkün olacaktır. Ancak bu programlar herkesin her zaman fırsat ya da imkan bulup kolayca yapabileceği şeyler olmadığı için; günlük hayatımızda toksinlerin azaltılmasında yararlı olacak bazı tavsiyelerde de bulunmak istiyorum.

(devam edecek)

(*) Kapsamlı detoks programları ile ilgili detaylı bilgi yayınlanacak olan kitabımda yer alacaktır.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.