Seçilmiş bir Başbakan olarak görevden alınırken,

Tabiri caizse, “Tuvalete giderken” Tayyip Erdoğan’dan izin alan bir adam,

Tekrar parti kurmak için ortaya çıkma cesaretini nereden alıyor !

Üstelik belirli bir dönemin ayıplı ve kusurlu hareketleriyle dolu bir tarihle onu tehdit ederek.

Davutoğlu ya büyük bir sırrı keşfetti.

Ya da Davut oğlunun arkasında büyük bir güç var onlar ortaya sürdü.

Bu güç sizce kim olabilir ? Bunun bir tek sebebi var. O da ;

“Ak parti Reenkarnasyon yapmak istiyor”

Neden mi ?

Damat ne demişti :

“Cumhurbaşkanımız aya 4 şeritli yol yapacağım dese inanacak seçmenimiz var”

İşte bu seçmen kitlesi her zaman arkalarından sürüklenecek bir kitle.

Kur’an’ın hükümlerine inanmayı bırakmış yalnızca Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzına bakan bir kitle.

İnsanlar doğar büyür ve ölür.

Ülkeler de böyledir. Kendilerine Yaradan tarafından tahsis edilen bir ömür vardır.

Yaşarlar ve giderler.

Nuh kavmi,

Lüt kavmi,

Semut kavmi

Yaşanmış örnekleridir.

Görünen o ki,

Ak parti de doğdu, büyüdü ve ölüme doğru gidiyor.

Ak parti de bu durumu gayet iyi biliyor.

Bunu anlayıp hissedenler de açıklamaları arka arkaya patlatıyor.

Metal yorgunu iken alınanlar partiyi temelden oyarken,

Metal yorgunluğundan alınmayanlar da kolonlarda çürüyerek bir yıkıntıya doğru gidiyor.

Ak parti hatırlanmak istenildiği zaman bütün olumsuzlukları ve pislikleri içeren bir haliyle kayıtlarda her zaman görülecektir. İşte bu pislikleri gömmek ve hatıraları da yok etmek istiyorlar. Bütün asalaklardan silkinmek istiyorlar.

Bunun yolunu da “Günahsız olarak yeniden doğmak” olarak görüyorlar.

Olayın ilk işaret fişeğini eski Ak parti milletvekili Mehmet Metiner atıverdi.

15.08.2019 tarihinde AKP eski milletvekili ve Star gazetesi yazarı Mehmet Metiner, AKP’nin 18’inci kuruluş yıl dönümünde dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

“AK Parti’de artık ömrünü tamamladı”

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yeni bir partinin kurulması gerekiyor. Yenilenmiş bir AK Parti’ye değil yeni bir AK Parti’ye acilen ihtiyaç var" diyerek adeta olayı deşifre eder gibiydi.

Bu deşifre işlemine bir zamanlar da Bülent Arınç yeltenmişti.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcı Bülent Arınç’ın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek için söylediği “Ankara'yı parsel parsel sattı, 8 Haziran'da açıklayacağım” sözünün üzerinden aylar yıllar geçti. Seçim bitti. Açıklamalar kaldı. Ancak şimdi başka bir boyuta büründü.

Bu insanlar gerçek duygularını mı ortaya döküyor.

Yoksa kendilerine biçilen rolü mü oynuyordu..

Bunu kestirmek gerçekten zor. Dünün iki yanlışı bugün aynı noktada birleşir oldu.

Bir ara Mehmet Metiner ve Bülent Arınç kapışmışlardı. Bir anlamda kapışan iki insan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer alan isimler. İkisi de zaman dilimleri içinde sonu getirecek hareketin başlangıcını yapıyor gibiydiler.

Öte yanda ;

Bir taraftan Recep Tayyip Erdoğan, Parti kuruyor diye Ali Babacan ve Abdullah Gül’e ateş püskürürken,

Diğer yandan yine Recep Tayyip Erdoğan tarafından YİK üyeliğine getirilen Bülent Arınç, Hakkında Fetö suçlaması yapılan Ali Babacan hakkında açılan soruşturmayı kaldırıyor.

Bunlar aklı zorlayan davranışlar.

Ya da karşımızda çok büyük “Satranç Ustaları” var ve biz bu yapılan hamleleri anlayamıyoruz. Ancak Ak partinin gidici olduğuna ve Davut oğlunun da Ak partinin mirasına konmak gibi bir düşüncesinin olduğu hakkında sezgilerimize dayanan bildiklerimiz var.

Birincisi, “Elin gavuru” dediğimiz adam, A. Einstein çağlar ötesinden bu gerçeği görüp yazmış; “Zorba bir yönetim aldatmaya dayanır, terörle sürdürülür ve sonunda mutlaka kendi içinde ürettiği zehir dolayısıyla telef olup gider”

Burada zorba bir yönetimin varlığı tescil ediliyor.

Acaba Ak Parti’nin kendi içinde ürettiği bu zehir Ali Babacan mı yoksa Ahmet Davutoğlu mu ?

İkincisi : Her firavun kendi Musa’sını yetiştirir.

26.08.2013 tarihinde Başbakan Erdoğan, Mısır'daki gelişmeleri değerlendirirken,

“Her Firavun'un bir Musa'sı vardır" diyordu.

Başbakan; "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Mazlumların ahı yerde kalmaz. Bunu böyle bilelim. Zalimler hiçbir zaman payidar olmaz. Firavunlar payidar oldu mu Bir sinek bile Nemrut'un işini bitirdi. Firavun, Musa'yı büyüttü, sarayında. Ondan sonra Musa onun işini bitirdi. Bilesiniz ki her Firavun'un bir Musa'sı vardır. Bunu böyle bilin. İnşallah bunların da Musa'ları yakındır, gelecektir" derken gelişmelerin bir günde kendi aleyhine aynı şekilde gelişeceğini hiç düşünmüş müydü?

Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde :

“Kişi söylediği sözle imtihan olmadığı sürece nefesini vermez” buyuruyordu.

Acaba bu haliyle Erdoğan’ın imtihan vakti gelmiş miydi?

O zaman aynı şeyin kendi başına geleceğini hiç düşünmüş müydü ?

Eğer her insan kendi Musa’sını yetiştiriyorsa bu Musa kim olabilirdi.

Aklıma ilk gelen isim de; Ekrem İmamoğlu.

Zira “Kıyı bir belediye başkanı” diyerek çok küçümsemişti.

Ya da Ak Parti’nin içinden kendi yoldaşları Ahmet Davutoğlu veya Ali Babacan mı ?

Yoksa joker gibi her tarafa sürülen damat mı?

Üçüncü olarak, Yaradan bir ayette :

"İşte kazandıkları (günahları)ndan ötürü zâlimlerden bir kısmını diğer bir kısmının peşine böyle takarız." (Enâm suresi ayet 129) buyuruyor.

Yani Allah, bazen bir zalimi diğer bi zalimin üzerine musallat ederek cezalandırır.

Bu ayeti teyit eden bir hadisi şerifte ;

"Zâlim, Allah'ın kılıcıdır. Yoldan çıkmış azgınları onunla cezâlandırır; sonra o zâlimden de intikamı alır.”

Bu, zâlimler için bir tehdittir. Eğer zulmünden vazgeçmezse, Allah ona diğer bir zâlimi musallat eder.

"De ki: 'Allah'ın azâbı size ansızın veya açıkça gelirse, zâlimlerden başkası mı yok olur!" (En'âm suresi ayet 47) buyurularak zalimlerin kesin olarak gidecekleri belirtilmektedir.

Bu şer’i deliller sonrasında Davutoğlu sahne alıyor.

Seçilmiş bir Başbakan olarak görevden alınırken sesini çıkarmayan Davutoğlu’na ne oldu da bugün aslan gibi kükreyerek karşı çıkıyor.

Recep Tayyip Erdoğan çok mu zayıfladı.

Yoksa Davut oğlu bir yerlerden güç mü aldı.

Ya da vakit geldi Hak tecelli mi edecek. Bu tecellinin sonucunda oluşması gereken Reerkarnasyon !

24/08/2019 tarihinde Davutoğlu:

“Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz”

AKP’li eski başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bana,‘Sen başbakan gibi görün ama başbakan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma’ dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı istiyordu. Ben kendimi bilirim; benden her şey olur da düşük profilli olmaz” dedi.

Davutoğlunun görevden alınışından sonra,

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘ipini çekmesi’ni yorumlayan AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal, “Güçlü cumhurbaşkanı ve güçlü başbakanla yürümüyor. Bundan sonra gelecek başbakanın profili daha düşük olacak” diye konuşmuştu.

Ve bu tarihten sonra Türkiye düşük profilli atanmış bir Başbakan tarafından yönetildi.

Bu Başbakan girdiği hiçbir seçimi kazanarak iş başına gelemedi.

Davutoğlu, AKP'nin tek başına iktidarı ilk kez kaybettiği,

HDP'nin parti olarak barajı aştığı 7 Haziran 2015 seçimleri ile terör saldırılarının da yaşandığı bir zeminde bu seçimin yenilendiği 1 Kasım 2015 arasında geçen dört aylık sürece de önemli bir göndermede bulundu. Yenilenen genel seçimde AKP'nin tek başına tekrar iktidara gelmesinin üzerinden 6 ay geçmeden Erdoğan'ın isteği üzerine Başbakanlık ve parti genel başkanlığından istifa eden Davutoğlu, “Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır” diye konuştu.

Bu ifadeler çok vahimdi.

7 haziran 1 kasım arasında insanı insan yüzüne çıkartmayan olaylar nelerdi.

İnsanı insan yüzüne çıkartmayacak haksızlıklar ve zulümler vardı demek ki.

Ayetin te’viline göre ;

Eğer bunlar bir zulüm ise,

Bunları yapan da bir zalim ise

O zaman başka bir zalimin devreye girme vakti gelmişse,

Bu zalim bu açıklamaları yapan Ahmet Davutoğlu mu ?

Ahmet Davutoğlu’nun bahsettiği bu olaylar nelermiş bir göz atalım. Basında yer alan bu olaylar;

17 Aralık 2016 – Kayseri ; Erciyes Üniversitesi yakınlarında bir özel halk otobüsüne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 14 kişi yaşamını yitirirken, 56 kişi de yaralandı.

10 Aralık 2016 – İstanbul - Dolmabahçe'deki Vodafone Arena Stadı yakınlarında çevik kuvvet polislerini hedef alan iki bombalı saldırı düzenlendi. Saldırılardan ilki stadın güney tarafından bomba yüklü bir aracın patlatılması; ikincisi de Maçka Parkı'nda bir intihar bombacısının üzerindeki düzeneği infilak ettirmesiyle yapıldı. 8'i sivil, 37'si polis memuru, 45 kişi hayatını kaybederken, 155 kişi de yaralandı. Saldırıyı TAK üstlendi.

24 Kasım 2016 – Adana- Valilik binasının önünde bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlendi. Saldırıda iki kişi yaşamını yitirirken, 33 kişi de yaralandı. Hükümet, hedefin vali olduğunu açıkladı. TAK saldırıyı üstlendi.

4 Kasım 2016 – Diyarbakır- Merkez Bağlar ilçesinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün ek hizmet binası önünde bomba yüklü bir minibüs infilak etti. Patlamada, 11 kişi yaşamını yitirirken, 100'den fazla insan yaralandı. Diyarbakır Valiliği'nin PKK'yı suçlamasına karşın hem Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) hem TAK saldırıyı gerçekleştirdiğini açıkladı.

9 Ekim 2016 – Hakkari-Şemdinli ilçesindeki Durak Jandarma Karakolu'na 5 tonluk patlayıcı taşıyan bir kamyonetle intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda, 10'u asker 18 kişi hayatını kaybederken, 27 kişi de yaralandı. PKK, saldırıyı askeri kanadı Halk Savunma Güçleri (HPG) tarafından yapılan bir açıklamayla üstlendi

26 Ağustos 2016 – Şırnak- Cizre ilçesinde Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Grup Amirliği'ne bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 12 kişi yaşamını yitirirken, 70 kişi de yaralandı. Saldırı, PKK'nın silahlı kolu HPG adına yapılan açıklamayla üstlenildi.

21 Ağustos 2016 – Gaziantep- Beybahçe mahallesinde yapılan bir düğün törenine intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda çoğu çocuk 54 kişi yaşamını yitirirken, 100'e yakın insan yaralandı. Hükümet, 12-14 yaşlarında bir intihar bombacısı tarafından gerçekleştirildiğini söylediği saldırıyı IŞİD'in düzenlediğini açıkladı.

18 Ağustos 2016 - Elazığ, Van, Bitlis- Üç şehirde aynı gün içerisinde güvenlik güçlerini hedef alan bombalı saldırılar düzenlendi. Saldırılarda toplam 12 kişi yaşamını yitirirken, 219 kişi de yaralandı. Hükümet, saldırılardan PKK'yı sorumlu tuttu.

15 Ağustos 2016 – Diyarbakır- Bölge Trafik Müdürlüğü önünde bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 5'i polis, toplam 7 kişi hayatını kaybederken, 45 kişi de yaralandı. PKK'nın silahlı kolu HPG adına yapılan açıklamada, saldırının PKK'nin kuruluş yıldönümü ve 'Öcalan'ın tecrit altına tutulması' nedeniyle düzenlendiği belirtildi.

10 Ağustos 2016 – Diyarbakır, Mardin- Aynı gün içerisinde hem Diyarbakır'ın Sur hem de Mardin'in Kızıltepe ilçelerinde bomba yüklü araçlarla saldırı düzenlendi. Saldırılarda 8 kişi yaşamını yitirirken, 13 kişi yaralandı. Hükümet, saldırılardan PKK'nın sorumlu olduğunu açıkladı. PKK ise yazılı bir açıklama yaparak, saldırılarla hiçbir ilişkisi olmadığını ancak bu eylemin "yerel düzeyde farklı bir birim tarafından" yapıldığını söyledi.

28 Haziran 2016 – İstanbul- Atatürk Havalimanı dış hatlar terminaline silahlı ve bombalı intihar saldırısı düzenlendi. Üç saldırgan alana silahlarla ateş açarak girdikten sonra üzerlerindeki intihar yeleğini patlattı. Saldırıda 45 kişi yaşamını yitirirken, 230 kişi de yaralandı. Hükümet, saldırıdan IŞİD'i sorumlu tuttu. Saldırıyı üstlenen olmadı.

8 Haziran 2016 – Mardin- Midyat Emniyet Müdürlüğü'ne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 3'ü polis, 6 kişi yaşamını yitirirken, 34 kişi de yaralandı. Saldırıyı PKK üstlendi.

7 Haziran 2016 – İstanbul- Vezneciler semtinde çevik kuvvet minibüsünün geçişi sırasında bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 4'ü sivil, 11 kişi yaşamını yitirirken, 36 kişi de yaralandı. Saldırıyı TAK üstlendi.

12 Mayıs 2016 – Diyarbakır- Sur ilçesinin Dürümlü mezrasında bomba yüklü bir kamyon infilak etti. Patlamada 16 kişi yaşamını yitirirken, 23 kişi de yaralandı. PKK, şoförün kendini tanıtmasına rağmen köylülerin kamyonun geçişini engellemek için ateş açtıklarını ve bu ateş sonucu fünyelerin isabet almasıyla patlamanın meydana geldiğini bildirdi.

10 Mayıs 2016 – Diyarbakır- Bağlar ilçesinde polis midibüsünün geçişi sırasında yol kenarında bulunan bir patlayıcı düzenek patlatıldı. 3 kişi yaşamını yitirirken, 45 kişi de yaralandı. Hükümet, olayın faili olarak PKK'yı işaret etti.

1 Mayıs 2016 – Gaziantep - Emniyet Müdürlüğü binası önünde bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlendi. Saldırıda 2 polis yaşamını yitirirken, 4'ü sivil 22 kişi de yaralandı. Saldırıyı üstlenen olmadı ancak saldırganın IŞİD bağlantılı olduğu açıklandı.

31 Mart 2016 – Diyarbakır - Diyarbakır-Şanlıurfa karayolu üzerindeki Otogar Mevkii'nde polis servis aracının geçişi sırasında bomba patlatıldı. Saldırıda 7 polis memuru yaşamını yitirirken, 14'ü sivil 27 kişi yaralandı. PKK'nın silahlı kolu HPG adına yapılan açıklamada, saldırının Sur'daki operasyonlara misilleme olduğu belirtildi.

19 Mart 2016 – İstanbul- İstiklal Caddesi'nde günün erken saatlerinde bir intihar bombacısı üzerindeki düzeneği ateşledi. Meydana gelen patlamada, 3'ü İsrail, 1'i İran vatandaşı toplam 4 kişi yaşamını yitirirken, 12'si yabancı uyruklu 37 kişi yaralandı. Hükümet, intihar bombacısının IŞİD bağlantılı olduğunu açıkladı.

13 Mart 2016 – Ankara - Kızılay'da bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlendi. Bu, başkent Ankara'da 5 ayda meydana gelen 3. büyük saldırı oldu. Saldırıda 36 kişi yaşamını yitirirken, 125 kişi de yaralandı. Saldırıyı TAK üstlendi.

17 Şubat 2016 – Ankara- Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait personel servislerinin geçişi sırasında bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 29 kişi yaşamını kaybederken, 61 kişi de yaralandı. Saldırıyı, TAK üstlendi.

14 Ocak 2016 – Diyarbakır- Çınar İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 6 kişi yaşamını yitirirken, 39 kişi de yaralandı. Saldırıyı PKK'nın silahlı kolu HPG üstlendi ve yapılan açıklamada hedefin emniyet güçleri olduğu, sivil kayıplardan dolayı ise üzüntü duyulduğu belirtildi.

12 Ocak 2016 – İstanbul - Sultanahmet Meydanı'nda sabah saatlerinde bir turist kafilesine yönelik bir intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 8'i Almanya vatandaşı 13 kişi yaşamını yitirirken, 20 kişi de yaralandı. Hükümet, saldırıyı yabancı uyruklu bir IŞİD militanının gerçekleştirdiğini açıkladı.

23 Aralık 2015 – İstanbul- Sabiha Gökçen Havalaanı'nın apronuna havan topuyla saldırı düzenlendi. Saldırıda bir temizlik görevlisi yaşamını yitirirken, bir kişi yaralandı ve üç uçak da hasar gördü. Saldırıyı TAK üstlendi.

10 Ekim 2015 – Ankara- Barış Mitingi'ne katılmak üzere gar kavşağında toplanan grupların arasına giren iki intihar bombacısı üzerlerindeki patlayıcı düzeneği eş zamanlı olarak patlattı. Saldırıda 107 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce kişi de yaralandı. Bu olay, şu ana kadar Türkiye'de düzenlenmiş en kanlı saldırı olarak tarihe geçti. Hükümet, saldırıyı IŞİD'in gerçekleştirdiğini açıkladı.

20 Temmuz 2015 – Şanlıurfa - Suruç ilçesinde Suriye'nin Kobani bölgesine yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yaptığı sırada intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 34 kişi yaşamını yitirirken 104 kişi de yaralandı. İntihar bombacısının bir IŞİD militanı olduğu açıklandı.

5 Haziran 2015 – Diyarbakır- Genel seçimlerden iki gün önce İstasyon Meydanı'nda düzenlenen HDP mitinginde çöp kutularına bırakılan iki ayrı bombanın patlatılmasıyla bir saldırı düzenlendi. Saldırıda 5 kişi yaşamını yitirirken, 400'den fazla kişi de yaralandı. Saldırıyı IŞİD'in yaptığı açıklandı.

Bu olaylar insanın kanını donduran olaylar. Daha fazla hezeyana meydan vermemek için Davutoğlu ifade ettiği gerçek manayı açıklamak mecburiyetinde. Aksi takdirde şaibe devam edecektir.

“İnsan yüzüne çıkamazlar” ifadesiyle birlikte “Suriye’ye geçip iki bomba atarız” diyen zihniyet ile Davutoğlu’nun kendisine ait olan o dönem için söylediği “Beyaz Toroslar çıkabilir” sözleri şimşek gibi çakıveriyor karanlıkta. Taşları yerine koyduğunuz zaman ortada bir iğrençlik kokuyor.

Davutoğlu ne demişti, “Buradaki olaylar açıklanırsa insan içine çıkacak yüzünüz olmaz”

Bu insanı töhmet altında bırakacak kadar ağır ve tehlikeli.

Eğen bu olayların gerekçeleri ortaya dökülmeye başlarsa “Gözyaşları dinecek “ dedikleri analar karşılarına dikilecek demektir.

İşte bu noktada Davutoğlu olayı diplomasi ile hallederek suskunluğu tercih ediyor.

“Konuşursam ha..” diyerek ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor gibi görünmesinin asıl amacı, bu olayları tarihe gömerek yeni bir partiyle, tertemiz bir sayfa açma düşüncesindeler.

Zira bu parti devam ettiği sürece bu olaylar her zaman kayıtlarda Ak Parti ile anılacaktır. Bunları toprağın altına gömülmesi için yeni bir partinin kurulması elzemdir.

Davutoğlu’nun açıklamalarından anlaşılan şu :

Bunlar El birliği ile Türkiye’yi felakete sürüklemişler.

Kimi susmuş,

Kimi korkmuş,

Kimi payını almış.

Analar ağlamasın sloganıyla yola çıkanlar,

Anaların zarıl zarıl ağlamasına sebep olacak işleri meğerse kendileri yapmışlar.

Bir anlamda Kurt’la oturup kuzuyu yemişler. Sonra çobanla oturup ağlamışlar.

Vah Türkiye’m vah !

Yeni parti kurulurken müsterih olun.. Eğer bu “Reenkarnasyon” gerçekleşecekse, onun arkasındaki güç yine Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Bundan emin olabilirsiniz. Yani bir nevi yeniden doğuş…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.