Bazı konular vardır, insan belleğinde unutulmaz izler bırakan. Unutmaz, unutamazsınız. Hatta unutmamak adına arada bir güncellersiniz hem kendi hem de toplumsal bellekte o iz bırakanları..

Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine bağlı Ermeni kökenli ailelerin karışık veya ayrı şekilde yaşadığı köylerden biri olan Ömerli Köyü; eskiden beri “Amara” ismiyle bilinmektedir.

ARTİN AGOPYAN 1949 yılında işte o Amara’da doğmuştur.

Çok farklı çevre ve görüşlerdeki isimlerden olmak üzere, tarihçi Prof. Dr. Yusuf Halacoğlu, yazar Kadir Mısıroğlu, hatta bir devre AGOPYAN’ın sağ kolu olan Şemdin Sakık dahi onun hakkında aynı şeyleri anlatmıştır.

Yani ARTİN AGOPYAN anadan – babadan katıksız bir ERMENİ’DİR; KÜRT değildir, Kürt toplumların konuştuğu yerel lehçelerden hiçbirini de bilmemektedir.

1975 - 76 yılları; Ankara’nın özellikle Kızılay ve Cebeci semtlerinde duvarlara yazılan yasa dışı sloganların içinde “Kurdara Azadi” şeklinde Kürtçe sloganların da artık yer aldığı, yabancı servislerin ulu orta cirit attığı sisli - dumanlı bir devre..

ARTİN AGOPYAN, 1978 Kasım ayında Lice’nin Fis Köyünde kurarak, merkezini Suriye’ye taşıdığı PKK Örgütünün Lideri olmuş ve lakabı da APO’dur artık.. Harçlıksız gezen bir öğrenciyken, bu örgütlenmeyi hangi finansal kaynaklarla gerçekleştirdiğinin, devlet içinde ve dışındaki finansörlerinin arşiv kayıtlarında mevcut olduğu da kuşkusuzdur.

Irak, Türkiye, İran ve Suriye devletlerinin topraklarında yaşayan Kürtleri bir şekilde saflarına katarak bu bölgede güya marksist felsefeyle yönetilen, güya bağımsız, bir kaç Kürt devleti kuruluşunun öncüsü / ya da lideri olarak ilan etmiştir kendisini..

Bir tarafında (ki özellikle yönetim kadrosunda) Ermeniler, bir tarafında (ki özellikle silahlı çatışmaya giren alt kademede) kandırılmış ağırlıklı kısmı kürt gençler, bir tarafında (o devrede marksist görüşlü) bir kısım aydınlar, sanatçı ve yazarlar.. Arkasında ise başta İngiltere, İsrail ve Amerika olmak üzere Fransa, Ermenistan, Belçika, Hollanda ve hatta Almanya gibi devletlerin ciddi bir para, eğitim, silah ve propaganda desteği.. Keza güneydoğumuzun geçiş bölgesi olan doğu - batı hattında, yerli - yabancı silah, mazot ve eroin kaçakçısı baronların, dünyaları sadece para ve yasadışına endeksli mafya babalarının, özellikle para destekleri.. Ne kadar ilginç bir yapılanma değil mi?

Binlerce masum asker sivil insanın hunharca, kalleşçe katline liderlik yaparken, 1998 yılındaki bir operasyonla Kenya’daki Yunanistan Büyükelçiliği'nde yakalandı AGOPYAN.. Bordo bereli görevlilerimizce tutuklanarak Türkiye’ye getirildi.. Bu defa pasaportunda adının "Lazaros Mavros" olarak düzenlenmiş olduğu görüldü..

Yapılan yargılaması sürecinde birileri ortalığı velveleye verdiler, ip falan attılar ortaya, mangal bir yana, küller uçuşturdular havada.. Neticesinde idamına karar verildi. Ancak bunun kesinlikle gerçekleşmeyeceği, daha o günlerde o birileri tarafından biliniyordu sanki.. Ve şanslıydı Artin; içerden dışardan görünmeyen bazı güçler tarafından korunuyordu.. Avrupa Birliği uyum yasaları yetişti imdadına ve idam cezasının infazı yapılamadı. Devletin stratejik bir lütfuyla İmralı Adası'ndaki Cezaevine yerleştirildi..

Tarih 31 Mayıs 1999.. AGOPYAN'ın yargılanma duruşması yapılıyor.. Salonda, Başbağlar kanlı baskını ve katliamında evladını şehit veren Ahmet Beşkardeş adlı biz izleyici de var. Bu şehit babası Agopyan'a hitaben, kirmançi lehçesiyle "ez kirmanç im" diye başlayarak,  'sen Kürt değilsin, Ermenisin!.. Eğer Kürt isen, ben şimdi seninle Kürtçe konuşuyorum, bana Kürtçe cevap ver!' dedi.. Mahkeme Heyeti ve tüm salon birlikte izliyorlar. Oysa AGOPYAN'da "çıt" yok. Başını eğdi öne.. Bir kelime kürtçeyle cevap bile veremedi. Sınır dışı "kürt gerilla kampları"nda bile Türkçe eğitim yaptıran AGOPYAN, uyduruk lakabıyla APO, kürtçe bilmiyordu; zira gerçekten Ermeni idi..   

Yüreğimizi acıtmamak için rakam yazmayayım, fakat Türküyle Kürdüyle onbinlerce masum Anadolu insanının kanlı katili, namı diğer "Bebek Katili" ARTİN AGOPYAN; yetimlerin gözyaşlarının, anaların - babaların 5 vakitte beddualarının muhatabı.. Onu unutmak mümkün mü ?

Ancak artık adı APO olsa ne yazar AGOPYAN’ın, İmralı’da televizyon seyretse, arada bir ada dışına falan götürülüp gezdirilse ne yazar; hatta ev hapsine çıkarılsa, (gözü yiyorsa toplumla yüzyüze gelmeyi) serbest bırakılsa ne yazar..

Başını yastığına koyduğu zaman uyuyabiliyor mu?

Vicdanını (eğer varsa) susturabiliyor mu?

İmralı’da görev yapan (bırakın Türkünü – Kürdünü fark etmez) herhangi bir Mehmetçiğin yüzüne utanmadan, sıkılmadan, hiçbir eziklik duymadan bakabiliyor mu?

Adı "APO" olsa da, "ARTİN AGOPYAN" olsa da ne yazar artık..

Anadolumuzun Türkmeni de Kürdü de, Abhazı, Çerkesi, Lazı, Boşnağı da, özellikle gençlerimiz bu son 40 - 45 yılımızı iyi okusunlar. Bazı şeyleri bir kez daha hatırlasınlar ve hiç unutmasınlar.. "Birlik" ten, “Kardeşlik” ten, hatta “Kankardeşlik” ten yana daima iyi düşünsünler..

Ben unutamıyorum bu ismi, dilerim hiç kimseler de unutmasınlar.

Ötesi mi dedi birisi?

Boş verin ötesini, zira o hep bellidir bu ülkede..

Şimdi durup dururken bu yazıyı neden yazdım? Onu da izah edeyim, zira bir nedeni var tabii ki;

2020 Yılında (ya da devamında), olası bir infaz yasası genişletilmesi ya da doğrudan af çıkartılması halinde (ki birileri gündeme yine getirecek, bunu bekliyorum), bedeli ne olursa olsun bu zevatla ilgili Devlet ve Milletimizin karşı durarak, bu insanlık dışı kanlı güruhun serbest bırakılmamasını; yattığı o delikte tüm insanlığa ibret olsun diye ölene kadar çürümeye terk edilmesini bir vatandaş olarak temenni ediyorum.

2020 Yılı, Milletimize ve dünyanın tüm diğer mazlum Milletlerine önce barış, kardeşlik ve huzur getirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Kaybal 2 hafta önce

Derin yaralar Kalın kabuk bağlarmış. Kolay kolay sıyrılmaz belleklerden...

Avatar
A. Şahiner 2 hafta önce

biz de unutmuyor unutamuyoruz merak etmeyin.

Avatar
Recep Er 2 hafta önce

Sevgili kardeşim, Gayet güzel bir yazı. Allah zihnine, yüreğine, sağlık ve kuvvet versin. Müsaadenle sayfamda paylaşıyorum.

Avatar
Ü. Yurtkuran 2 hafta önce

yazıya konu olan o itin hayatı, Türkiye'nin bölünmesi için, ermeni lobisinin ne kadar sistemli çalıştığının bir göstergesi. İnsanların bilmesi, belki biraz daha bilinçli davranmalarına neden olur. Tebrikler kardeşim.